Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), Dünya’da “enerji dengesizliği”nin kayıtlardaki en yüksek seviyeye ulaştığını açıkladı. Kuruma göre, sera gazları nedeniyle gezegenin tuttuğu ısı miktarı salabildiğinden çok daha fazla hale geldi; bu durum okyanusların ısınmasına, buzulların erimesine ve aşırı hava olaylarının artmasına yol açtı.
Enerji dengesizliği ve ısınmanın boyutu
BBC Türkçe’den Mark Poynting’in hazırladığı habere göre, söz konusu enerji dengesizliği geçen yıl yeni bir zirveye ulaştı. Bu dengesizlik, Dünya’nın aldığı güneş enerjisi ile uzaya geri yaydığı enerji arasındaki farkın büyümesi anlamına geliyor.
WMO verilerine göre son 11 yıl, 1850’den bu yana kaydedilen en sıcak 11 yıl oldu. 2025’te küresel ortalama sıcaklıklar sanayi öncesi döneme kıyasla yaklaşık 1,43°C daha yüksek ölçüldü.
Doğal La Niña etkisi kısa süreli soğuma yaratsa da, sıcaklıklar yüksek seyrini korudu. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde El Niño etkisinin devreye girmesiyle yeni sıcaklık rekorlarının kırılabileceğini belirtiyor.
Okyanuslar ve buzullar alarm veriyor
Bilim insanlarına göre, gezegenin tuttuğu fazla enerjinin yüzde 90’ından fazlası okyanuslarda depolanıyor. Bu durum deniz yaşamını tehdit ediyor, daha güçlü fırtınalara yol açıyor ve deniz seviyesinin yükselmesini hızlandırıyor.
WMO, okyanusların üst iki kilometresinde depolanan ısının geçen yıl rekor seviyeye ulaştığını bildirdi. Son 20 yılda okyanusların ısınma hızı, 20. yüzyıl ortalamasının iki katını aştı.
Aynı dönemde buzullar da hızlı erime sürecine girdi. 2024-2025 arası, buzullar açısından en kötü beş yıl arasında yer aldı. Kutuplardaki deniz buzulları ise rekor düşük seviyelerde ölçüldü.
Fosil yakıtlar ve küresel uyarılar
BM Genel Sekreteri António Guterres, raporun ardından fosil yakıtlardan çıkış çağrısını yineledi. Guterres, “İklimle ilgili tüm göstergeler kırmızı alarm veriyor” diyerek enerji dönüşümünün aciliyetine dikkat çekti.
WMO Genel Sekreteri Prof. Celeste Saulo ise insan faaliyetlerinin doğal dengeyi kalıcı biçimde bozduğunu belirtti.
Araştırmalar, insan kaynaklı emisyonlar olmasaydı son dönemde görülen aşırı sıcaklıkların “neredeyse imkânsız” olacağını ortaya koyuyor. ABD’nin güneybatısında ölçülen 40°C üzerindeki sıcaklıklar, bu eğilimin güncel örnekleri arasında yer aldı.
