Site icon Rojnameya Newroz

DİGOR NE İLK NE DE SON! “ROJBAŞ” SÖYLEMİNİN YAPTIRIM GÜCÜ NE?

14 Ağustos 1993 Kars Digor katliamının yıl dönümü. Türk devletinin koruculuk dayatmalarını pasif bir yürüyüşle protesto etmek için 20’yi aşkın köyden gelen köylüler bir yürüyüş gerçekleştiriyorlar. Hepsi bu kadar! Devlet güçlerinin ateş açması sonucu 5’i çocuk 17 kişi hunharca öldürülmüştü.

Fevzi Kartal / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Digor katliamı ne ilkti ne de sondu Kürtlerin tarihinde. Hâlâ Kürtler ya topluca ya onlarca ya da bireysel olarak katledilmeye devam ediliyor. Daha bugünlerde onlarca Kürt İran’da Mollakrasi rejimi tarafından idam edildiler. Irak’ta defacto statü elde eden Kürtler şimdilik Irak devleti tarafından Halepçeler yaşamasa da İran, Suriye ve Türk rejimleri tarafından baskı ve tehdit altındalar. Tabi bu arada IŞİD’in katliamlarını unutmamalıyız.

Türk devletinin katliamları taa eskilere Osmanlı’ya kadar gitmektedir. 1514 yılında Osmanlı devleti Kürtlerle anlaşarak Kürtlere yarı bağımsız bir statü verilmişti, daha doğrusu Kürtler elde etmişti. Ve Osmanlı Kürtlerin yaşadığı bölgelere Kürdistan diyordu, haritalarında da Kürdistan olarak gösteriliyordu.

2. Mahmut 1826’da yerel Kürt hükümetlerine son verdi. Bu tarihten bu yana Kürtler katledilmektedirler. Aslında, bana göre, bu statüsüzlüğün durumu ve katliamların sür gitmesi Kürtlerin bir türlü kendi aralarında yekvücut olmamasındandır. Eğer yekvücut olup “Müslüman kardeş”liği yalanına kanmasalar bir statü elde etmeleri daha da kolaylaşır.

1826’dan sonra 19.yy’ın en önemli isyanı Şeyh Ubeydullah isyanıdır. 1880 yıllarından sonra isyan eden Ubeydullah Fars ve Osmanlı devletlerine savaş açarak her ikisine karşı aynı anda savaşmıştır. Araştırabildiğim kadarı ile Ubeydullah çok zor olan Kürt birliğinin temelini atıyor ve ilk Kürt ligasını gerçekleştiriyor. Bu günde olduğu gibi “dalevere”, “Müslüman kardeş”liği yalanı, ‘Rojbaş’ söylemleri ile kandırılıp yenilgiye uğratılıyor.

Ubeydullah isyanı ile birlikte Kürdistan’ın uluslararası sömürgecilik statüsünün temelleri atılıyor. Bu muhteşem Kürt birliği temelli isyan Almanya, Fars İmparatorluğu, Fransa, İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya’nın iş birliği sonucu bastırılıyor.

20. yy’a gelindiğinde Kürt aydınları Kürt sorununu siyasal zeminde çözme arayışına girdiler ama siyasal çözüm yolları da kapandı I. Dünya Savaşı ile birlikte. 20. yy’a katliam ve soykırıma uğrayarak giriş yapan Kürtler kırıma uğradı, komşuları Ermeniler soykırımdan geçirildi, Almanya’nın desteği ile Talat Paşa ırkçılığı İTT komitesi aracılığı ile binlerce Kürt Sivas, Urfa, Adıyaman, Diyarbakır kamplarına toplatıldı ve bu kamplarda yemeklerine zehirli ilaçlar katılarak katledildi. Ve de daha sonraları bunların cesetleri yakıldı.  Aynı zamanda 300 bin Kürt Bitlis ve Erzurum’a sürüldü, bir kısmı da Irak’a, bir kısmı da Konya’da mecburi iskana tabi tutuldu. Zaten yol boyunca açlık ve hastalıklardan yarısı da ölmüştü “Müslüman kardeş”lerin yaptıklarından.

Uzatmadan kısaca yazarsam; 1916’da Sykes -Picot antlaşması ile Kürdistan dörde parçalandı.

M. Kemal ile birlikte Kürtlere, 1921 Anayasası 10. maddeyle muhtariyet verildi ama bu da Anayasanın raflarında kaldı ve de ‘Rojbaş’tan öteye gidemedi.

1923 Lozan’da yine Kürtler kandırılıyor, ‘Rojbaş’ların bir yaptırım gücü ve getirisi olmuyor ve de inkâra ve asimilasyona devam.

1830’da başlayan kitlesel Kürt katliamları 1938 Dersim katliamı ile bitiyor. Resmi yalanları bir kenara bırakacak olursak gerçek olan şu ki 1925-1938 yılları arasında Kürdistan’da yaklaşık 800 bin ile 1 milyon arasında insanın katledildiği dile getiriliyor ve 1 milyon Kürdün de sürgün edildiği yazılıyor.

Özetle, 1960’tan sonra da binlerce Kürt öldürüldü. 1980-2020 arasında binlerce Kürt sakat bırakılmış, 4 milyonu göç ettirilmiş, çoğunluğu Kürt 100 bin insan katledilmiştir.

M. Kemallerin, Demirellerin, Çillerlerin, Ağarların, Yılmazların, Davutoğluların, Sarıgüllerin, ‘Rojbaş’ güzellemelerinin bir yaptırım gücü var mıdır? Bence hiçbir karşılığı yoktur.

Derin devlet aklı ve pratiği “tek tek”, “herkes Türk’tür” devam edip duruyor.

Gerçek Rojbaş’ı gerçekleştirecek ve bir yaptırım gücü olacak pozisyon acilen amasız, fakatsız Kürtlerin birliğidir. Gerisini sen külahıma anlat.

14 Ağustos 2020

Sosyalist Mezopotamya Sayı: 8

Tüm sayıların PDF formatları aşağıda

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 1 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 2 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 3 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 4 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 5 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 6 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 7 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 8 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Exit mobile version