DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Halep’te Kürt mahallelerine yönelik saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada, Şam yönetiminin Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê ile Süryanilerin yoğun yaşadığı Beni Zeyd mahallelerini hedef alan askeri operasyonlarını sert ifadelerle kınadı. Açıklamada, son saldırılarda en az 7 sivilin yaşamını yitirdiği, 46 kişinin yaralandığı belirtildi.
DEM Parti MYK, dün geceden bu yana tank, top, obüs ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen saldırıların yalnızca sivilleri değil, Suriye’nin siyasi ve idari istikrarını da tehdit ettiğini vurguladı. Açıklamada, saldırılara Türkiye’nin desteğini aldığı bilinen Hemzat, Emşat, Sultan Murad ve Nureddin Zengi gruplarının da katıldığı iddia edildi.
“Mutabakatlar fiilen ortadan kaldırılıyor”
Açıklamada, 10 Mart Mutabakatı hatırlatılarak, 2025 Nisan ayında Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Halep’teki Kürt mahallelerinden ağır silahlarla çekildiği ve güvenliğin yerel asayiş güçlerine devredildiği anımsatıldı. DEM Parti, Şam yönetiminin son saldırılarının hem bu mutabakatı hem de 1 Nisan’da varılan anlaşmayı fiilen geçersiz kıldığını ifade etti.
MYK, yürütülen askeri operasyonların 200 binden fazla sivilin yaşamını doğrudan tehlikeye attığını belirterek, Halep’te Kürt mahallelerine dönük saldırıların “bir güvenlik operasyonu değil, açık bir imha girişimi” olduğunu savundu.
“Suveyda’da Dürzilere yapılanın daha ağırı deneniyor”
DEM Parti açıklamasında, Suveyda’da Dürzi nüfusa yönelik saldırılara atıf yapılarak, Halep’te Kürt mahallelerinde daha ağır bir tablonun hayata geçirilmek istendiği uyarısı yapıldı. Bu yaklaşımın, Suriye’yi yeni ve daha derin bir çatışma sürecine sürükleme riski taşıdığı vurgulandı.
Parti, Suriye’nin Araplar, Kürtler, Dürziler, Ermeniler ve farklı inanç gruplarının birlikte yaşadığı bir coğrafya olduğuna dikkat çekerek, tekçi bir yönetim anlayışının ülkeyi daha da parçalayıcı sonuçlara götüreceğini belirtti.
Türkiye ve arabuluculara çağrı
DEM Parti MYK, Türkiye’ye de çağrıda bulunarak, Suriye’de demokratikleşme yönünde atılacak adımların teşvik edilmesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Şam yönetimi arasında arabuluculuk yapan tüm aktörlere seslenilerek, “garantörlüğün sorumluluğunu yerine getirme” çağrısı yapıldı.
Açıklamanın sonunda, Suriye’de kalıcı barışın ve istikrarın ancak tüm halkların demokratik ve eşit haklar temelinde ortak yönetime katılmasıyla mümkün olacağı vurgulandı; askeri saldırıların durdurulması ve diyalog sürecinin güçlendirilmesi istendi.
