DESTPÊKİKLİM KRİZİCOP31 Türkiye Avustralya ortaklığıyla Antalya’da: Fosil yakıt sicili tartışma konusu 

COP31 Türkiye Avustralya ortaklığıyla Antalya’da: Fosil yakıt sicili tartışma konusu 

COP31 Türkiye Avustralya ortaklığıyla Antalya’da yapılacak. Ancak Türkiye’nin fosil yakıt politikaları çevreci kesimlerin tepkisini çekiyor.

COP31 Türkiye Avustralya ortaklığıyla 2026 yılında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi’nin başkanlığına Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un atanması, çevre hareketleri ve iklim aktivistleri arasında tartışma yarattı. 

26 Aralık’ta Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı genelgesine göre atama, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yapıldı. Murat Kurum, X hesabından yaptığı açıklamada Türkiye’nin COP31 ile “küresel iklim siyasetinde belirleyici bir aktör” konumuna yükseldiğini savundu. 

Ancak çevreci muhalifler, COP31 Türkiye Avustralya ortaklığının kağıt üzerindeki iddialı söylemlerle, Türkiye’nin mevcut iklim ve enerji politikaları arasındaki çelişkiye dikkat çekiyor. 

Antalya ev sahibi, Avustralya müzakereleri yönetecek 

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı (COP31), 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’daki Expo Fuar Merkezi’nde düzenlenecek. Zirve kapsamında liderler toplantısının ise İstanbul’da yapılması planlanıyor. 

Brezilya’nın Belém kentinde gerçekleşen COP30 sırasında yürütülen görüşmelerin ardından Avustralya adaylıktan çekildi. Varılan mutabakatla Türkiye ev sahibi ülke olurken, Avustralya “Müzakereler Başkanı” rolünü üstlendi. Bu görev Avustralya’nın İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen’a verildi. 

Bowen aynı zamanda COP31 süresince Başkan Yardımcısı olarak da görev yapacak. İki ülke arasında olası görüş ayrılıklarında istişare yolunun açık tutulacağı belirtildi. 

Pasifik vurgusu var, fosil yakıt gölgesi ağır 

Türkiye, müzakerelerde yalnızca belirli bölgelerin değil, iklim krizinden en ağır etkilenen “hassas bölgelerin” gündemde tutulacağını savundu. Bu kapsamda deniz seviyelerinin yükselmesiyle yok olma tehdidi altındaki Pasifik ada ülkeleri için özel oturumlar önerildi. COP31 öncesinde yapılacak Pre-COP toplantısının da bir Pasifik ülkesinde gerçekleştirilmesi planlanıyor. 

Ancak çevreci çevrelere göre asıl sorun, fosil yakıtlardan çıkış meselesinde ortaya çıkıyor. COP30’da fosil yakıtlardan kademeli çıkışı hedefleyen net bir yol haritası oluşturulamazken, İngiltere merkezli Carbon Brief Türkiye’yi bu plana karşı çıkan ülkeler arasında gösterdi. 

Türkiye cephesinden bu iddia yalanlansa da, çevre örgütleri COP31 Türkiye Avustralya sürecinin “yeşil vitrin” ile sınırlı kalma riskine dikkat çekiyor. Aktivistlere göre iklim zirvelerinin başarısı, ev sahibi ülkelerin iç politikalarında attığı somut adımlarla ölçülüyor. 

Rojnameya Newroz 

GIŞTÎ