DESTPÊKİŞÇİAfganistanlı Zahra’nın Ölümü: Türkiye’de Çocuk İşçiliği Gerçeği 

Afganistanlı Zahra’nın Ölümü: Türkiye’de Çocuk İşçiliği Gerçeği 

Karaman’da çalışırken hayatını kaybeden Afganistanlı çocuk işçi Zahra Hosseını’nın ölümü, Türkiye’de çocuk işçiliğinin artık istisna değil, yapısal bir sorun haline geldiğini bir kez daha ortaya koydu.

Karaman Organize Sanayi Bölgesi’nde bir plastik kasa fabrikasında çalışan 17 yaşındaki Afganistan uyruklu çocuk işçi Zahra Hosseını, iş kazasında hayatını kaybetti. Genç kızın başörtüsü, çalıştığı plastik enjeksiyon makinesine dolandı; ağır yaralanan Zahra, kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. İSİG verilerine göre bu ölüm; bu yıl çalışırken hayatını kaybettiği tespit edilebilen 91’inci çocuk işçi olarak kayıtlara geçti.  

Zahra’nın Ölümü bir “İstisna” Değil 

Zahra Hosseını’nın ölümü tekil bir iş kazası değil. Aksine, Türkiye’de çocukların giderek daha fazla ve daha tehlikeli işlerde çalıştırıldığı bir düzenin parçası. Her yıl onlarca çocuk, okullarda değil; fabrikalarda, atölyelerde, tarlalarda yaşamını yitiriyor. Bu ölümler çoğu zaman birkaç satırlık haberlerle geçiştiriliyor, bazıları ise hiç kayıtlara bile girmiyor. 

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) derlediği verilere göre, 2025 yılı içinde en az 91 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Bu sayı, yalnızca basına yansıyan ve doğrulanabilen vakaları kapsıyor. Yani gerçek tablo, bu rakamın da ötesinde olabilir. 

Rakamların Ardındaki Hayatlar 

İSİG verileri, çocuk işçi ölümlerinin belirli yaş aralıklarında yoğunlaştığını gösteriyor. 15–17 yaş grubundaki çocuklar, en fazla ölümün yaşandığı kesim. Ancak yasalarca çalıştırılması tamamen yasak olan 5–14 yaş aralığında da çocuklar hayatını kaybediyor. Bu durum, çocuk işçiliğinin artık “istisnai” değil, yaygın ve görünür bir gerçekliğe dönüştüğünü ortaya koyuyor. 

Sektörlere bakıldığında tablo daha da ağırlaşıyor. Çocuklar en çok sanayi, inşaat, tarım ve geri dönüşüm gibi yüksek riskli alanlarda çalıştırılıyor. Makine başında, ağır yük altında ya da koruyucu ekipman olmadan geçirilen her gün, ölümle burun buruna bir çalışma anlamına geliyor. Zahra’nın yaşamını yitirdiği plastik enjeksiyon makinesi de bu tehlikeli çalışma alanlarının yalnızca bir örneği. 

Her Yıl Tekrar Eden Bir Hikâye 

Son yıllara bakıldığında çocuk işçi ölümlerinde dikkat çekici bir süreklilik göze çarpıyor. İSİG Meclisi’nin verilerine göre Türkiye’de her yıl ortalama 60 ila 70 çocuk, çalışırken hayatını kaybediyor. 2024’te bu sayı 71 olarak kaydedilirken, 2025’te henüz yıl tamamlanmadan bu rakamın aşıldığı görülüyor. 

Bu süreklilik, sorunun geçici değil yapısal olduğunu gösteriyor. Denetim eksikliği, yoksulluk, göçmenlik ve eğitim sistemindeki dönüşüm, çocukları daha erken yaşta iş gücü piyasasının içine itiyor. Her yeni ölümle birlikte aynı soru yeniden soruluyor: Bu çocuklar neden okulda değil? 

Göçmen Çocuklar Daha Savunmasız 

Zahra Hosseını’nın Afganistanlı olması ise bu tablonun başka bir yönüne işaret ediyor. Göçmen ve mülteci çocuklar, kayıt dışı çalışmanın en görünmez ve en korunmasız kesimini oluşturuyor. Sosyal güvenceden yoksun, düşük ücretli ve çoğu zaman tehlikeli işlerde çalıştırılan bu çocuklar, denetimsizliğin en ağır bedelini ödüyor. 

Uzmanlara göre, çocuk işçiliğiyle mücadele politikalarının göçmen çocukları kapsamadığı her durumda, Zahra gibi ölümler kaçınılmaz hale geliyor. 

Rojnameya Newroz 

GIŞTÎ