Site icon Rojnameya Newroz

“CİZRE’NİN, SUR’UN YAKILMASINA EVET Mİ DİYECEKSİNİZ”

Düzenlenen referandum panelinde konuşan ve “Cizre’nin Surun yakılıp yıkılmasına evet mi diyeceksiniz” sorusunu soran Yazar Temel Demirer, Kürtlerin ülkeyi bölmekle suçlandığını hatırlattı.

Öğrenci Gençlik Sendikası (GENÇ-SEN) Adımlar Kültür Sanat Merkezi’nde başkanlık sistemi ve referandum sürecine ilişkin panel düzenledi. Yazar Temel Demirel ve Avukat Ayşegül Kumaş’ın konuşmacı olarak katıldığı panelde, başkanlık sisteminin toplumsal boyutları ve hukuksal alandaki yansımaları tartışıldı.

Üniversite gençlerinin yoğun ilgi gösterdiği panelde Av. Ayşegül Kumaş başkanlık sisteminin hukuksal alanda getireceği sıkıntıları dile getirirken OHAL sürecinde referandum yapılmasının sıkıntılarına işaret etti. Kumaş, bu konuda kimi hileler olabileceği ve sandıkların korunamayacağı yönündeki kaygılarını dile getirerek şunları söyledi:

SANDIKLARA SİLAHLA MÜDAHALE EDİLEBİLİR

“7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde sandık görevlileri sıkıntı çıkan okullarda biz avukatları çağırıyorlardı. Bizde gidip sorunu halletmeye çağırıyorduk. Fakat bir bu seçimlerde böyle rahatlıkla içeri girmemiz mümkün olmayabilir. Yurttaşlar sandıkları korumak için okullarda gözlem yapmak için gitmek isteyecektir. Fakat polis OHAL’i gerekçe göstererek toplanmalarına ve içeri girmelerine izin vermeyebilir. Bu durum Eskişehir gibi bir yerde fazla sıkıntı teşkil etmez belki ama İstanbul, Ankara gibi büyük oy potansiyellerin olduğu illerde çok ciddi sıkıntılara yol açacaktır. Hele ki polise silah kullanma konusunda bu kadar çok yetki verilmişken polis rahatlıkla silahına sarılabilir.”

YAŞANILANLAR 12 EYLÜLÜ ARATMIYOR

Temel Demirer ise, günümüzde yaşanılanların 12 Mart ve 12 Eylül darbelerini aratmadığını dile getirdi. “Evet zor günlerden geçtiğimiz, acı çektiğimiz, zorlandığımız doğrudur” diyen Demirer devamla, “Bunu saklayacak değiliz. Tam da bu kesitte karşımıza dikilen 16 Nisan referandumu; basit bir referandumdan da öte değer ve anlam taşıyor. Kararlı ve asla sınırlandırılmamış ‘alayına isyan, hepsine hayır’ perspektifli bir mücadeleden başka yolumuz yok” şeklinde konuştu.

Ortadoğu’daki savaş, Gezi direnişinin devletin geleneksel politikalarını iflasın eşiğine getirdiğinin altını çizen Demirer şöyle konuştu: “Erdoğan kliği, müdahalesine anayasal bir kılıf geçirerek, kuvvetler ayrılığına dayanan parlamenter rejim yerine tekçiliğe dayanan totaliter bir rejim ikame etmek istiyor. Bunu hem kendisinin kurtuluşu hem de ‘devletin bekası’ amaçları doğrultusunda biçimlendirerek sonuçlandırmak istiyor.”

‘CİZRE’NİN YIKILMASINA EVET Mİ DİYECEKSİNİZ’

Devletin Cizre’de, Sur’da Kürtlerin evlerini başlarına yıktığını hatırlatan Demirer, “Sur’da küçücük çocukların kadınların soyularak üzerlerinde bomba arandığı görüntüleri gördünüz. Kürtlerin ülkeyi parçaladığını söylüyorlar. Orda kadınlara tecavüz ediliyorsa evleri başlarına yıkılıyorsa parçalansın zaten bu devlet” diye konuştu. “Sizler Cizre’nin yıkılmasına evet mi diyeceksiniz? Sur’da kadınları, çocukları soyanlara evet mi diyeceksiniz?” sorusunu salondakiler yönelten Demirer, 2010 referandumda “yetmez ama evet” diyen kesimlere tepkisini de “Bizim Hayır’ımızın bir ucunda Kürdistan’da katledilenler, bir diğer ucunda ise Aziz Güler’in kanı var” dedi.

‘OYUNU BOZMAK İÇİN BOYKOT DEĞİL HAYIR’

Ayrıca referandum da boykot edecek yurttaşlar konusuna da değinen Demirer, boykotun referandumda burjuvazinin bir oyunu olduğunu ve oyunu bozmak için “Hayır” denilmesi gerektiğini dile getirdi. Demirer, referandumda hayır çıktığı takdirde devrim olmayacağını, fakat Gezi gibi Kapitalizmin temellerinde bir sarsıntı yaşanacağına dikkat çekerek, “biz yeni bir dünya istiyoruz bu referandum da bizim için bir sıçrayış olacaktır” dedi.

DİHABER

Exit mobile version