BMGK ‘nın 688 sayılı kararı: 5 Nisan 1991’de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Irak’ın kuzeyinde Kürt halkına yönelik Baas rejimi katliamlarını durdurmak için 688 sayılı kararı kabul etti. Karar, BM tarihinde Kürtleri açıkça koruma altına alan ilk belge olarak Kürt siyasi tarihinde dönüm noktası oldu. Oylamada Küba, Yemen ve Zimbabve “hayır” oyu kullanırken, Çin, Rusya ve Hindistan “çekimser” kaldı.
1991: Büyük Ayaklanma ve Büyük Göç
Mart 1991’de Ranya’da başlayıp Kerkük’e kadar yayılan Büyük Ayaklanma (Raperîn) ile Baas rejimi Kürdistan topraklarından sökülüp atıldı. Ancak Körfez Savaşı sonrası toparlanan Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak ordusu, 27 Mart 1991’de karadan ve havadan büyük bir saldırı başlattı.
Saddam güçlerinin Kerkük ve Erbil’i yeniden işgal etmesiyle, Enfal ve Halepçe soykırımını yaşayan Kürtler, katliam korkusuyla Türkiye ve İran sınırlarına doğru kaçışa geçti. “Büyük Göç” olarak tarihe geçen bu olayda dondurucu soğuk ve açlık nedeniyle günlük ölü sayısının bine yaklaştığı tahmin ediliyor.
Yaklaşık bir milyon kişi yerinden edildi. Dünya kamuoyunda infial yaratan görüntüler, uluslararası toplumu harekete geçirdi. Fransa, İran ve Türkiye, BMGK’ye resmen çağrıda bulundu.
Kararın kabulü ve oylama süreci
Fransa ve Belçika’nın girişimiyle hazırlanan 688 sayılı karar tasarısı 5 Nisan 1991’de BMGK’nin 2982’nci oturumunda görüşüldü.
Oylamada ABD, İngiltere, Fransa, Belçika, Romanya, SSCB, Fildişi Sahili, Zaire, Avusturya ve Ekvador “Evet” oyu kullandı. Karar 10 “evet” oyuyla kabul edildi.
Küba, Yemen ve Zimbabve “Hayır” oyu kullanırken, Çin, SSCB ve Hindistan “Çekimser” kaldı. Oylamaya oy hakkı olmaksızın Kanada, Almanya, Türkiye, İran ve diğer bazı ülkeler gözlemci olarak katıldı.
Karar, BMGK’nin bölgesel bir çatışma bağlamı dışında bir ülkenin kendi vatandaşlarına yönelik baskısını “uluslararası barış ve güvenliğe tehdit” olarak nitelendirdiği nadir örneklerden biri oldu.
Kararın içeriği
688 sayılı kararın temel maddeleri şunlardır:
- Irak’ın sivillere yönelik baskısını (özellikle Kürt bölgelerinde) kınar ve bu durumun bölgede uluslararası barış ve güvenliği tehdit ettiğini belirtir
- Irak’tan bu baskıyı derhal sonlandırmasını talep eder
- Irak’tan uluslararası insani yardım kuruluşlarına derhal erişim izni vermesini ister
- BM Genel Sekreteri’nden insani yardım çabalarını sürdürmesini ve Irak’ın sivil nüfusunun (özellikle Kürtlerin) durumu hakkında rapor vermesini talep eder
Karar, BM Şartı’nın VII. Bölümü altında alınmamıştır ve “tüm gerekli yöntemleri” kullanma yetkisi içermemektedir. Bu durum, kararın hukuki dayanağı konusunda sonraki yıllarda tartışmalara yol açmıştır.
Kürtler için siyasi dönüşüm
688 sayılı karar, Kürt siyasi tarihinde bir dönüm noktasıdır:
Tanınma: 1925’teki Milletler Cemiyeti’nin Musul kararından sonra ilk kez BM belgelerinde Kürt ulusu, baskı ve zulme uğrayan bir halk olarak yer aldı.
Siyasi istikrar: Uçuşa yasak bölge sayesinde Kürt siyasi partileri (KDP ve KYB) birleşerek 1992’de ilk parlamento seçimlerini gerçekleştirdi. Kürdistan Parlamentosu ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) kurulmasının önü açıldı.
Federalizm: 4 Ekim 1992’de Kürdistan Parlamentosu, Irak içinde federal bir yönetimi resmen ilan etti.
Kurumsallaşma: Saddam rejiminin 2003’te yıkılmasına kadar geçen 12 yıl boyunca Kürtler, uluslararası koruma kalkanı altında kendi kendilerini yönetme tecrübesi kazandı. Irak devleti idari varlığını bölgeden çekmiş, Kürdistan Bölgesi kendi resmi kurumlarını oluşturmuştur.
Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani, kararın yıldönümünde yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“BMGK’nin 688 sayılı kararının üzerinden 35 yıl geçti. Kürdistan halkı, soykırım, sürgün ve baskının hayatta kalmamızı tehdit ettiği bir dönemde gelen uluslararası desteği hâlâ hatırlıyor. Bu destek hayat kurtardı, insani yardımın önünü açtı ve bugünkü Kürdistan Bölgesi’nin temellerini attı. Geçmişin fedakârlıklarını ve dostlarımızın desteğini asla unutmayacağız.”
Bugün, Kürdistan Bölgesi’nin anayasal statüsü ve uluslararası meşruiyetinin temeli, 35 yıl önce New York’ta alınan 688 sayılı karara dayanmaktadır. 30’dan fazla ülke, Erbil’de diplomatik misyon bulundurmaktadır.
Küba’nın ret oyu
Oylamada en dikkat çeken ret oylarından biri Küba’dan geldi. Havana yönetimi, kararın kabulü halinde Kürtlerin insani yardım alacağını ve katliamdan korunacağını bilmesine karşın ret oyu kullandı.
Küba’nın bu tutumu, komünizmin temel ilkelerinden “halkların kendi kaderini tayin hakkı” ile tartışma yaratan bir görüntü oluşturdu. Kürtler, Baas rejiminin kendilerini yok etme girişimine karşı ayaklanmışken, Havana yönetiminin bu oyu, Saddam’ın baskıcı rejimine destek olarak yorumlandı.
Karşı oy gerekçesi olarak Küba, BMGK’nin bir ülkenin iç işlerine müdahale etme yetkisinin olmadığını ileri sürdü. Ancak aynı dönemde Afrika’daki devrimci hareketlere destek veren Havana yönetiminin, Irak Kürtlerinin insani dramına karşı takındığı bu tutum, bazı çevrelerde ideolojik bir tutarsızlık olarak değerlendirildi.
Uluslararası hukuk tartışması
688 sayılı kararın hukuki dayanağı ve uçuşa yasak bölgelerin meşruiyeti, uluslararası hukuk çevrelerinde tartışma konusu olmuştur.
İngiltere, kararı “ezici bir insani felaketi önlemek için olağanüstü hal yetkisi” kapsamında değerlendirirken, ABD kararın örtülü olarak güç kullanımına izin verdiğini savunmuştur. Bazı devletler (Rusya ve 1996’dan sonra Fransa) ve yorumcular, uçuşa yasak bölgelerin yasallığını sorgulamıştır.
Ancak kararın sahadaki etkisi tartışmasızdır: Saddam’ın kimyasal silahlarla 1988’de Halepçe’de 5 bin Kürt’ü katlettiği gibi yeni bir soykırımın 1991’de tekrarlanmasını engellemiştir.
