Asgari ücret ve hayat pahalılığı tartışması, yapılan son ücret artışına rağmen enflasyonun günlük yaşamda yarattığı yıkımla yeniden büyüyor. Artan kiralar, gıda fiyatları ve temel ihtiyaçlara gelen zamlar, özellikle kadınları çok katmanlı bir yoksullukla karşı karşıya bırakıyor.
Ekonomi yönetimi asgari ücreti “refah artışı” olarak sunarken, sahada tablo farklı. Ücret artışı daha cebe girmeden erirken, kadınlar düşük ücret, güvencesiz çalışma ve bakım yükü üçgeninde yaşam mücadelesi veriyor.
Kadın Emeği En Kırılgan Noktada
Kadınlar Türkiye’de en çok asgari ücretle, kayıt dışı ya da yarı zamanlı işlerde çalışıyor. Hizmet sektörü, bakım emeği, tekstil ve gıda gibi alanlarda yoğunlaşan kadın emeği, asgari ücret ve hayat pahalılığı karşısında hızla değersizleşiyor.
Kadın örgütleri ve sendikalar, ücret politikalarının “cinsiyetsizmiş gibi” ele alınmasının gerçeği perdelediğini vurguluyor. Aynı ücret artışı, erkekler için “geçinme zorluğu” anlamına gelirken; kadınlar için çoğu zaman “yoksulluk sınırının altına itiliş” anlamına geliyor.
Yoksulluk Kadınlaştıkça Görünmezleşiyor
Resmi istatistiklerin ardında kalan gerçeklik, kadınların çoğu zaman tek başına değil; çocuk, yaşlı ve hasta bakımının da sorumluluğunu üstlenerek geçinmeye çalışması. Bakıma dayalı bu ücretsiz emek, ekonomik kriz dönemlerinde daha da ağırlaşıyor.
Kadınlar artan yaşam maliyetleri karşısında:
- Kendi beslenmesinden kısmak,
- Sağlık harcamalarını ertelemek,
- Güvencesiz ve uzun saatli işlere razı olmak zorunda kalıyor.
Bu durum, asgari ücret ve hayat pahalılığı krizinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal ve cinsiyet temelli bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.
“Aile Geçindiren Ücret” Söylemi Gerçeği Yansıtmıyor
Yetkililerin sıkça dile getirdiği “aile geçindiren ücret” söylemi, kadınların tek başına hane geçindirdiği ya da hane içi yükün büyük kısmını taşıdığı gerçeğini yok sayıyor. Kadın emeği bu politik dilde ya görünmez kılınıyor ya da ikincil konuma itiliyor.
Kadın örgütleri ise açık bir talepte bulunuyor:
Ücret politikaları, enflasyon hesapları ve sosyal destekler kadınların gerçek yaşam koşullarına göre yeniden düzenlenmeli.
Mücadele Sürdürülüyor
Sendikalar ve kadın hareketleri, asgari ücretin yılda bir kez değil, yaşam maliyetine göre düzenli güncellenmesini; güvencesiz çalışmanın son bulmasını ve bakım emeğinin kamusal politikalarla desteklenmesini istiyor.
Ekonomik kriz derinleşirken, kadınlar bir kez daha en ağır bedeli ödeyen kesim oluyor. Asgari ücret ve hayat pahalılığı, kadınlar için yalnızca bir geçim sorunu değil, doğrudan bir yaşam hakkı meselesine dönüşmüş durumda.
Rojnameya Newroz
