ANASAYFAYAŞAMAd Ve Soyadı Komedisi…

Ad Ve Soyadı Komedisi…

Şerefxan Cizîrî, “Ad ve Soyadı Komedisi” başlıklı yazısında ad ve soyadı siyaseti üzerinden Türkiye’de kimlik ve asimilasyon tartışmalarını ele alıyor.

Şerefxan Cizîrî yazdı

Bir ülkedeki ad ve soyadı belirlemeleri, o ülkedeki egemen olan mantaliteyi bizlere yansıtıyor. Ad ve soyadı bireyler için bir mühürdür ve geçmişin izlerini taşıyor. Toplumdaki bireylere bir nitelik ve soy çerçevesi çizer ad ve soyadlarımız. Onlara her açıdan geçmişlerini ve kimliklerini hatırlatır. Adlarımız ve soyadlarımız insanların özlemlerini, değerlerini, dünya görüşlerini, hayallerini ifade ederler.

Bana adını ve soyadını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim!

Mesela ben Bitlisli Kürt tarihçi Mir Şerefxan’ın adaşı olduğum için, bu konuda kendimi şanslı hissediyorum. Çünkü bu isim Kürtler arasında hep bilim, edebiyat, kültür ve tarihi çağrıştırıyor… Ad ve soyadı böyle bir şeydir işte! Mesela bir siyasetçinin adı Devlet olursa, bu sizlere neyi çağrıştırıyor?

Bu Devlet bir de devletin başına geçecekmiş! Aslında ad ve soyadlarımız bizim siyasi ve sosyal kimliğimizin vazgeçilmez bir parçasıdır… Mesela Barzan eskiden bir küçük köy adıydı, daha sonra bir bölge adı oldu, daha sonra bir aileye soyadı oldu, daha sonra siyasi bir kimlik oldu. Yüzyıllardan beri de Kürtlerde Barzan soyadı bir olumlu çağrışım yapıyor…

Neden?

Çünkü bu ad ve soyadı Kürtlerde kolektif bir deneyimi ifade ediyor. Bizi birçok açıdan ele veren bir niteliktir ad ve soyadlarımız. Bir itiraftırlar. Bir pozisyon ve tanımlama belirlemesidir. O nedenle de ad ve soyadı devamlılık arz eden bir konudur. Toplumlarda bireylerin soyları, özlemleri, tecrübeleri konusunda bilgi ve enformasyon içeren bir düzenlemedirler.

Bir adımız var bir de soyadımız var. Bizler salt bir ad ile yetinmiyoruz, bu adı güçlendirmek için bir de soyadına ihtiyaç duyuyoruz. Coğrafyamızda eski ad ve soyadı siyasetleri gerçekten soylarımızla ilgili bir belirleme üzerine inşa edilmişlerdi. Bu belirlemeler bir aile adı, aşiret ya da soy, bir köy, bir meslek, bir bölge, bir şehir temasını esas alarak üretilirlerdi.

Mesela coğrafyamızda Osmanoğulları soyadı farklı etnik gruplara mensup olan bizlere neyi çağrıştırmıyor ki? Şatafat, zenginlik, zulüm, kardeş kavgası, geniş topraklar, zaferler, yenilgiler, entrikalar…

Mesela Musa Anter’in soyadı aslında dedesinin ismi olan Anter’den geliyor. Burada soyadı bir soya gönderme yapıyor ve sahibine bir kimlik kazandırıyor. Soyadı bağlamında soylar ve aileler için belirleyici olan özellikler hep öne çıkarılıyorlardı. Soyadı bu insanlar için kolektif bir kimlik oluyordu. Soyadı siyaseti çok somut tecrübe ve ilişkileri bir çerçeveye alırdı, bunlara bir kimlik verirdi ve somut bir aileye ikinci bir ad olarak bunu takdim ederdi.

Soyadı bireysel değil her zaman kolektifti ama bizim adlarımız her zaman bireyseldi! Yani somut bir isim bir kişiyi bağlardı, onun özeliklerini ifade ederdi, imaj ve bilgilerini dile getirirdi, kişiliği konusunda bizlere bilgi verirdi. Soyadı ise böyle değildi!

Soyadı bütün bir ailenin, soyun, aşiretin özelliklerini ifade ediyordu. Onların tecrübe ve niteliklerini kendi potasında eritmeyi başarıyordu. Toplumlarda değişik varyasyonlar ile varılan, asıl bir soya ve aileye kimlik veren de bu özelliklerdi zaten…

Konuyu zamanımıza uyarlarsak şöyle diyebiliriz; Cumhuriyetten sonra Türkiye’de öyle bir ad ve soyadı siyaseti gerçekleşti ki, her şey tanınmaz bir hale geldi! Toplumumuz kültürel ve siyasi bilinç açısından bir deprem geçirdi. Ortalık tümden allak bullak oldu. Özellikle Kürtler zihinsel bir sarsıntı yaşadı bu toplumsal süreçte. Ve hala da bu toplumsal süreç doğal mecrasını bulamamıştır… Bakınız şimdi, Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül şimdiki adı Güroymak olan Nurşin ilçesine eski adıyla hitap ettiği için dünyanın gürültüsü koparıldı!

Yine aynı hiddet, duygu sömürüsü, palavralar, zırvalamalar, şarlatanlıklar ortalıkta dolaştı… Hâlbuki burası meşhur din âlimi Seide Nursi, yani Nurşinli Sait adıyla biliniyor, hatta bu tanınmış din adımının diğer adı Seide Kurdidir, yani Kürt Saittir! Bu ismin asimilasyon amacıyla değiştirildiğini bilmeyen mi var sanki? Neden Nurşin Güroymak yapıldı? Nurşin ile Güroymak arasında ne benzerlik var ki?

Yakın çevrenize bir bakın; Kerboran Dargeçit olmuş, Dara Oğuz olmuş, Kertewen Duruca olmuş, Stilile Akarsu olmuş, Tinate Kutlubey olmuş, Mahserte Ömerli olmuş, Hezex İdil olmuş… Say sayabildiğiniz kadar! Amaç asimilasyon değilse nedir?

Şunu herkes biliyor; Cumhuriyet döneminde ad ve soyadı nadiren soy, yer ve aile ile ilgili bir kimlik belirtisi olma niteliğini gösterdiler. Ad ve soyadılar rast gele ve somut bir tecrübeyi ifade etmeyen, aile, yerleşim birimi ve bireyler için belli bir anlamı olmayan, bir bilgi birikimine dayanmayan, anlık tespitler halini aldılar. Yerleşim birimlerinin isimleri de rastgele değiştirildiler. Çevrenize yakından bir bakın! Soyadı konusu da aynen böyledir. Her şey soyadı memurlarının bilgi ve beğenilerine göre şekillendi! Bir zamanlar nice Berivanlar Nüfus kütüğüne Perihanlar olarak geçtiler!..

Özellikle de bu uygulamalar Kürtler üzerine yoğunlaştı. Amaç burada bilinçli ya da bilinçsiz Kürtlerde kolektif olarak varılan yer ve soy kimliklerini elimine etmekti. Yeni yer isimleri ve soyadı uygulamalarıyla birlikte bir kolektif hafıza kaybı gerçekleşmeye başladı Kürtler arasında…Yeni soyadları Kürtler de artık soyadı olmaktan çıkmıştı. Bazı bağlamlarda bir komedi bile olmuştu!Her taraftan Aslantürk, Öztürk, Çeliktürk, Kocatürk, Demirtürk, Özçelik, Baydemir, Aydoğan, Yıldırım, Kahraman, Turan, Türk, Kurt, Yiğit, Mert vs, gibi soyadları arka arkaya Kürtlere verildiler. Bu soyadları Kürtler açısından somut bir anlam da ifade etmiyordu, bir kimlik ve soy belirtisi asla değildi. Kürtlerin tarih ve toplumuna gönderme yapmıyorlardı, Kürtlerin özelliklerini ifade etmiyorlardı. Hatta Kürtler için bu ad ve soyadları bir anlam bile taşımıyorlardı!

Türkiye’de soyadı Kürt  ya da Yiğitkürt olan kimse var mı acaba? Bunu hiç duydunuz mu? Kürtler arasında soyadları Türk ile başlayıp Türk ile biten o kadar soyadı var ki, bunları burada saymak mümkün değildir!Tabi ki bu belli bir amaç için yapılıyordu. Bunu değişik vasilerle saklamaya gerek yoktur…Demek ki soyadı siyaseti de Kürtlerin asimilasyonuna bal gibi hizmet ediyormuş!

Mesela yazar Aziz Nesin soyadları ile ilgili bir zamanlar ilginç bir tespitte bulunmuştu. Soyadları insanların ters özelliklerini dile getirirler demişti, mesela korkak olanların soyadı bakıyorsun Yiğit olmuş, kurnaz olanların soyadı Aslan olmuş, beceriksiz olanların soyadı Becerikli olmuş, ahmak olanların soyadı Zeki olmuş, rüşvetçi birisinin soyadı dürüst olmuş, sesi çıkmayan tembel birisinin soyadı Yıldırım olmuş, hiç kurşun sıkmayan birisinin soyadı Kahraman olmuş, Kürt olanların soyadı Aslantürk ya da düpedüz Türk olmuş! O nedenle Türkiye’de soyadları ile barışık olmayan binlerce vatandaş var…

Bu da bize şunu gösteriyor; aslında Türkiye’de soyadı belirmesi bir soyadı belirmesi değildir! O başka bir şeydir. Soyadları başka bir amaca hizmet ediyorlar. Yakından bakarsanız bunun Kürtler açısından bir asimilasyon aracı olduğu açık olarak görülecektir. Kürtlere verilen soyadı, Kürtlerin soyadları ile ilgili somut bir şey ifade etmiyorlar…

Yerleşim birimlerinin isimlerinin değiştirilmesi de aynı oranda asimilasyon amacına hizmet ediyorlar… Çünkü asimilasyon projesi komple bir projedir… Toptancıdır… Ama tüm çabalara rağmen Türkiye Cumhuriyeti Kürtleri tam olarak asimile etmeyi başaramadı… Konunun asıl amacı bu bağlamda asimilasyon olduğu için karşımıza garip benzetmeler de çıkıyor…

Bakıyorsunuz Kürt meselesine angaje olan birisinin soyadı Turan olmuş! Kürt Parti Başkanlarının soyadı Türk olmuş, Bozyel olmuş, Elçi olmuş! Büyüklük kompleksinden dolayı her kapıyı çalan bir professörün soyadı Küçük olmuş! Demokratik bir seçimde Belediye Başkanı olan birisinin soyadı Cin olmuş! Bir uyuşturucu tüccarının soyadı Cantürk olmuş! Gülmesini bilmeyen birisinin soyadı Gülen olmuş! Cinsiyetini bile değiştirmiş birisin soyadı Ersoy olmuş! Cahil olan birisinin soyadı Aydın olmuş, Kürt siyasetinde değersiz birisinin soyadı Değer olmuş! Hayatını hep müflis olarak yaşamış birisinin soyadı Zengin olmuş ya da hiç gün görmemiş birisinin soyadı Güngör olmuş!

Yani Türkiye’de soyadları aslında soyadı değildirler. Onlar aslında başka bir şeydirler. Gerçekleri yansıtmayan belirlemedir. Gerçek kimliğimizi pekiştirmeyen uygulamadırlar.

O nedenle de kimliğimizi güçlendiren ad ve soyadlara ihtiyacımız var!

AKTÜEL