DESTPÊKDÜNYAABD’nin Küba politikası sertleşiyor: Trump’tan açık tehdit, enerji ablukası derinleşiyor

ABD’nin Küba politikası sertleşiyor: Trump’tan açık tehdit, enerji ablukası derinleşiyor

Trump’ın Küba’ya yönelik petrol ve para tehdidi, ABD’nin bölge politikasında yeni bir sertleşmeye işaret ediyor.

ABD’nin Küba politikası, Donald Trump’ın son açıklamalarıyla birlikte açık tehdit ve ekonomik boğma stratejisine evrildi. ABD Başkanı Trump, Küba’ya Venezuela’dan petrol ve para akışının “sıfırlandığını” ilan ederek Havana yönetimine “çok geç olmadan anlaşma” çağrısı yaptı.

Trump, Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, Küba’nın yıllardır Venezuela’dan petrol ve mali destek aldığını, buna karşılık Karakas yönetimine “güvenlik hizmetleri” sunduğunu iddia etti. ABD Başkanı, bu ilişkinin artık sona erdiğini belirterek Küba’ya yönelik baskının artırılacağını açıkça dile getirdi.

Trump yönetiminin bu çıkışı, ABD güçlerinin 3 Ocak’ta Venezuela lideri Nicolás Maduro’ya yönelik düzenlediği ve bölgede geniş yankı uyandıran operasyonun hemen ardından geldi. Washington, bu operasyonla birlikte Latin Amerika genelinde daha saldırgan bir çizgiye yönelmiş görünüyor.

Enerji ambargosu derinleşiyor

Küba’nın günde yaklaşık 35 bin varil Venezuela petrolüne bağımlı olduğu bilinirken, ABD’nin yaptırımlar kapsamında Venezuela tankerlerine el koyması adadaki yakıt ve elektrik krizini daha da ağırlaştırdı. Uzmanlar, enerji akışının kesilmesinin Küba halkı üzerindeki insani etkilerinin giderek büyüdüğüne dikkat çekiyor.

Trump, Küba’ya yönelik tehditlerinin içeriğini netleştirmezken, askeri müdahalenin “gereksiz” olduğunu savundu ve ülkenin “düşmeye hazır” olduğunu öne sürdü. Bu söylem, ABD’nin ekonomik baskıyı rejim değişikliği aracı olarak kullandığı yönündeki eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.

Havana’dan sert yanıt

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, Trump’ın açıklamalarına doğrudan yanıt vererek, “Kimse bize ne yapacağımızı dikte edemez” dedi. Díaz-Canel, Küba’nın 66 yıldır ABD saldırılarına maruz kaldığını vurguladı ve ülkesinin egemenliğini savunacağını ifade etti.

Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez de petrol ithalatının Küba’nın “mutlak hakkı” olduğunu belirterek, ABD’nin diğer ülkelere karşı şantaj ve zor kullanma politikasını eleştirdi.

‘Donroe Doktrini’ ve bölgesel tehditler

Trump yönetimi, 1823 tarihli Monroe Doktrini’ni yeniden canlandırarak ABD’nin Batı Yarımküre üzerindeki hakimiyet iddiasını güçlendiriyor. Trump’ın kendi adıyla “Donroe Doktrini” olarak tanımladığı bu yaklaşım, Küba’nın yanı sıra Kolombiya ve Meksika’ya yönelik askeri ve siyasi tehditlerle de somutlaşıyor.

Kolombiya’ya yaptırım uygulanması, Meksika’ya ABD askerleri gönderme teklifleri ve Küba’ya yönelik enerji ablukası, Washington’un Latin Amerika’yı yeniden açık bir nüfuz alanı olarak gördüğünü ortaya koyuyor.

Eleştiriler büyüyor

Bölgedeki sol ve ilerici çevreler, ABD’nin Küba politikası üzerinden yürüttüğü baskının halkları cezalandırmayı hedeflediğini ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunuyor. Özellikle enerji ve yaptırımlar yoluyla uygulanan bu stratejinin, siyasi sonuçlardan çok insani krizleri derinleştirdiği vurgulanıyor.

GIŞTÎ