2026 asgari ücret zammı net 28 bin 75 lira olarak açıklandı. Ancak artan kira, gıda ve fatura giderleri karşısında bu ücret, milyonlarca işçi için yoksulluğu gizleyen bir rakam olmaktan öteye geçmedi.
2026 asgari ücret zammı, iktidar tarafından “denge” ve “çalışanı koruma” söylemleriyle açıklansa da, ortaya çıkan tablo milyonlarca asgari ücretli için değişmedi: Geçim krizi sürüyor. Net 28 bin 75 TL olarak belirlenen asgari ücret, artan yaşam maliyetleri karşısında işçilerin temel ihtiyaçlarını dahi karşılamaktan uzak kalıyor.
Açıklanan rakam, resmi söylemlerin aksine, yoksulluğu azaltmak yerine normalleştiren bir politika tercihi olarak değerlendiriliyor.
Rakamlar Ne Söylüyor: Asgari Ücret Yaşamın Neresinde?
İktidar cephesi asgari ücreti “önemli bir artış” olarak sunarken, sendikalar ve bağımsız ekonomik veriler başka bir gerçeğe işaret ediyor:
Asgari ücret, ne açlık sınırını ne de insanca yaşam koşullarını karşılıyor.
Asgari Ücret – Yaşam Maliyeti Karşılaştırması (2026 Başlangıcı)
| Kalem | Ortalama Tutar (TL) |
| Net Asgari Ücret | 28.075 |
| Açlık Sınırı (4 kişilik aile) | 30.000 – 32.000 |
| Yoksulluk Sınırı | 60.000+ |
| Ortalama Kira (Büyükşehir) | 12.000 – 18.000 |
| Gıda Harcaması | 9.000 – 11.000 |
| Ulaşım + Faturalar | 4.500 – 6.000 |
Sonuç net: Asgari ücret, daha ayın ortasında tükeniyor.
Örnek Bütçe: Asgari Ücretli Ayı Nasıl Bitirsin?
Bir asgari ücretlinin tek başına yaşadığını varsayalım. Aile kurmak ise zaten bu tabloda neredeyse imkânsız.
Asgari Ücretli İçin Örnek Aylık Bütçe
| Gider Kalemi | Tutar (TL) |
| Kira | 14.000 |
| Gıda | 9.500 |
| Elektrik – Su – Doğalgaz – İnternet | 3.000 |
| Ulaşım | 1.800 |
| Toplam Gider | 28.300 |
Daha sağlık, eğitim, çocuk, borç, giyim yok.
Kültür, tatil, sosyal yaşam ise tamamen hayal.
Bu tablo, asgari ücretin yalnızca hayatta kalmaya bile yetmediğini açık biçimde gösteriyor.
İktidar “Koruyor”, İşçi Yoksullaşıyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, zam oranını savunurken “enflasyona ezdirmedik” söylemini öne çıkarıyor. Ancak işçilerin yaşadığı gerçek enflasyon, resmi rakamların çok üzerinde.
Buradaki temel eleştiri şu noktada yoğunlaşıyor:
İktidar, asgari ücreti bir geçim ücreti olmaktan çıkarıp, asgari yaşam sınırına sabitlemiş durumda.
Bu yaklaşım, ücretleri baskılayan; sermayeyi, işvereni ve bütçe disiplinini önceleyen bir ekonomik tercih olarak değerlendiriliyor.
Sendikalar: Bu Ücret Geçim Değil, Yoksulluk Ücretidir
Türk-İş ve diğer emek örgütleri, açıklanan rakama sert tepki gösterdi. Sendikalara göre:
Asgari ücret açlık sınırının altında kaldı
İşçi, ailesiyle birlikte yoksulluğa mahkûm edildi
Komisyon yapısı işçiyi temsil etmiyor
Türk-İş yetkilileri, sürecin başından itibaren “Bu masada işçi yok” diyerek, iktidarın belirlediği sınırlar içinde bir ücret dayatması yapıldığını vurguladı.
Sosyal Devlet Nerede?
Uzmanlara göre sorun yalnızca rakam değil; politik yaklaşım.
Asgari ücretin yılda bir kez belirlenmesi, gerçek enflasyonun yok sayılması ve sosyal desteklerin ücretin yerine ikame edilmesi, çalışan yoksulluğunu kalıcı hale getiriyor.
Eleştiriler özellikle şu noktada birleşiyor:
“Devlet, işçinin değil bütçenin ve sermayenin dengesini koruyor.”
Sonuç: Zam Var, Geçim Yok
2026 asgari ücret zammı, iktidarın söylemiyle “başarı”, işçilerin gerçeğiyle hayal kırıklığı.
28 bin liralık ücret, insanca yaşamı değil, yalnızca yoksulluğun biraz daha ötelenmesini sağlıyor.
Bu nedenle tartışma kapanmıyor; aksine büyüyor:
Asgari ücret, ne kadar artarsa artsın, yaşam maliyetleri karşısında geride kalmaya devam ediyor.
Rojnameya Newroz
