Site icon Rojnameya Newroz

“UMURUMDA MI DEMOKRASİ!”

Fevzi Kartal / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Diktatörlerin ve baskıcı rejimlerin demokrasi diye bir dertleri olmadı, olmaz ve de olmayacaktır da. Hedefe varmak için demokrasiyi iktidar olmadıklarında bir araç olarak kullanırlar. Demokrasicilik ve popülist söylemler sadece amacı yani iktidarı alıp diktatörlüğünü ve tek adam rejimini inşa etmek için demokrasi sözcüğünü kullanırlar. Aslında o kadar bir demokrasi karşıtıdırlar ki bazen kendini boşlukta bularak iktidarı aldıktan sonra zafer sarhoşluğu ile “demokrasi amaç olamaz” derler ve de bir şarkı edasıyla “umurumda mı demokrasi” derler. Öyle bir çıkarcılık ve egoizm deryasındadırlar ki dün karşı çıktığı sol, seküler ve sosyalist değerlerin sloganını dahi dillendirirler…

Eh(!) eşitsizliğe karşı olduğunu söylerler, Kürt kardeşim derler, Alevilere ya Müslüman değil de nesiniz, Alisiz Alevilik olmaz derler, Ali kim Muhammed kim derler, işsizliğe karşı olduğunu söylerler, haksızlığa karşı olduğunu söylerler, adaletten ve hukuktan yana olduğunu söylerler, evsizliğe, barınaksızlığa kaşı olduğunu söylerler, kardeşlik ve özgürlük yanlısı olduğunu söylerler, yalancıktan benim Kürt kardeşlerim derler, bilim ve ilimden söz ederler, Müslümanlar 7.yy.dan sonra matematik ve astronomi bilimi ile uğraşmadı mı derler, Allah’ın verdiği canı ancak yaradan alır derler, dinimiz İslam’da millet yok ümmet vardır derler, mülk Allah’ındır derler, ( … ) Derler de derler, söyler de söylerler dilin kemiği yoktur misali. Ama icraata gelince “hep bana yinede bana…” ve de “tam gaz” baskıcılık.

Peki demokrasinin neresindeler? Kendisi kazanınca ‘demokrasi ‘ kazanamayınca da vay efendim “usulsüzlük, büyük bir komplo büyük güçler tarafından…” Aslı astarı olmayan suçlamalar almış başını gidiyor. Vicdan, akıl ve bilinç yoksunluğu olsa gerek, bir de yaptıklarına bakmadan anti emperyalistlikleri mi dersiniz, vatan severliklerimi dersiniz halkların gözünün içine baka baka bu yalanlar…

Psikiatrik açıdan diktatör; “Diktatörün kişisel arzuları ile kamusal gerçekler tenakuz halindedir. Diktatör arzularını, kamusal gerçeklere rağmen hayata geçirmek için sürekli olarak yalan söylemek ve şiddet uygulamak zorunda. Bu yalan büyük ve uzun bir yalan zincirini tetikliyor. Keza, bir şiddet eylemi, yine uzun ve her seferinde daha çok artan bir şiddet zincirini başlatıyor. Sonunda kamusal gerçek, diktatörün bireysel arzusunu berhava ediyor”.

Demokrasiyi araç gören demokrasi dostu olur mu?..

Hangi eşitsizliği önlediniz? Bir torba şeker, bir torba da kömür ve de koskocaman bir sadaka ekonomisi hangi işsizliği önlediniz? İşsizlik rakamlarını çoğaltmaktan başka. Hangi haksızlığı ve adaletsizliği önlediniz? Haksızlığı ve adaletsizliği eleştirenleri dahi işkencelerden geçirip mahpushanelere doldurdunuz. Hangi evsizlik ve barınaksızlığı önlediniz? Yandaşlarınıza çıkar sağlamaktan başka kardeşlik ve özgürlük söylemlerinizin meyvesi nerede? Kürt dilini dahi yasaklayıp “normal Kürt; anormal Kürt” diye fişlemekten başka ne yaptınız. Alevi de Müslüman’dır mı? Peki kaç Alevi kökenli vatandaş validir, kaymakamdır, önemli yerlerde görevlidir? Evet, bir tane sayamazsınız.

“Doktoru var, avukatı var, akademisyeni var…” Bunları da vermezsiniz ama elinizde değil. Nasıl ki görmeyi, sevmeyi, duymayı yasaklamayacağınız gibi…

Bu gün 52 tane, çoğunluğu Müslüman olan ülkeler var ki bilime katkıları sıfır, ekonomiye katkıları da %1’dir… Dünya nüfusunu 6 milyar sayarsak 1,5 milyar eder.

Kadınlar, dünyada en çok ezilen kadın bu ülkelerdedir, erkekler ile eşitlik seviyesi çok çok gerilerde, özgürlük sıfır, işkence, kötü muamele diz boyu…

“Hep bana yine de bana” yoksul halka da soğanın kilosu 10 TL’den (!)

Bütün vaatler Anadolu’da şu halk sözünde olduğu gibi “çobanın elinden koçluk kuzuyu alıncaya kadardı”. Görmeyen gözler 16 yıl sonra az da olsa görmeye başladı. Darısı hala göremeyen diğerlerinin başına! 

“Bir oy fark da olsa seçim seçimdir” diyenler kendisi kayıp edince binlerce oy farkını görmezden gelenlerle de “umurumda mı demokrasi” demesinden başka ne beklenir?..

Cumhur İttifakını bu derece acımasızlaştıran Millet İttifakı, HDP’nin gösterdiği duyarlılığı HDP’ye gösterecek mi?  Ben Millet İttifakından da fazla bir şeyler beklemeyenlerdenim.

Talatçı Cumhur İttifakının gitmesi iyidir.

Millet İttifakının ipine güvenilir mi?

Bu seçimlerden çıkan sonuçtan hareketle önerim şudur bir vatandaş olarak; HDP ve demokrasi güçlerinin alternatif haline getirilmesi için çalışılmalıdır.  Mademki HDP kilit parti haline geldi, öyleyse HDP alternatif ittifaka evrilmeye çalışılmalıdır. Bu işe Dersim’den başlayarak birlikte iş yapmaya çalışılıp bir olma, birlikte çalışma stratejisi olmalıdır. Bu konuda taktik yaklaşımların, bir çeşit hasta yaklaşımların önü şimdiden kesilmelidir. Çünkü şunun şurası her an akılda tutulmalıdır ki demokrasiden, özgürlükten, emansipasyondan, eşitlikten yana olanlar, antikapitalist ve antiemperyalist olanlar dayanışma, uzlaşma ve rızalıktan, doğrudan demokrasiden yanadırlar; sözde değil, pratikte rekabetçi olmadıklarını, rekabetçiliğin kapitalist ahlaka uygun olduğunu, bize asla ve asla yakışmayacağını deyim yerinde ise bayraklaştırmalıdırlar.

14 04 2019

Exit mobile version