Site icon Rojnameya Newroz

TARİHİMİZ MÜCADELEMİZDİR!

Birçok zaman düşünmüşümdür; ilk hayır, olmaz, kabul etmiyorum, ben hakkımı, haklarımı istiyorum diyen insan kimdi, nerede doğdu, nerede yaşadı? Bunu bulmak herhalde mümkün olmayacak. Fakat 15-16 Haziran 1970’e bakarak, dünya işçi, emekçi ve tüm ezilenlerin tarihlerinin büyük bir mücadele ve bedel ödeme tarihi olduğunu görürüz.

Tarihten bugüne işçilerin, ezilenlerin mücadelesinin çok kısa bir özeti…

TARİHİMİZ MÜCADELEMİZDİR!

Enver Şen / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Birçok zaman düşünmüşümdür; ilk hayır, olmaz, kabul etmiyorum, ben hakkımı, haklarımı istiyorum diyen insan kimdi, nerede doğdu, nerede yaşadı? Bunu bulmak herhalde mümkün olmayacak. Fakat 15-16 Haziran 1970’e bakarak, dünya işçi, emekçi ve tüm ezilenlerin tarihlerinin büyük bir mücadele ve bedel ödeme tarihi olduğunu görürüz.

Bu kavga insanlığın yerleşik yaşama geçmesiyle başladı. 21.yy’da hala şiddetlenerek devam ediyor. Yerleşik düzen bize ilk kez mülkiyet sahibi olmayı getirdi. Mülkiyet sahibi olmak, zengin olmak öyle kendiliğinden olmuyor. Birilerinin malına-mülküne el koymak gerekiyor. Birilerinin emeğine el koymak gerekiyor. Yani birilerini sömürmek, baskı altına almak gerekiyor. Bu kabile yöneticileriyle başladı. Derebeyi, ağa, kral, padişah ve kapitalistle devam etti, ediyor. Bunu yapanlar kendilerini haklı çıkarmak için bütün bunları vatan için, halk için, vatanı iç ve dış düşmanlardan korumak için yaptıklarını söylerler. Ancak biz bunun böyle olmadığını çok iyi biliyoruz. Yaşadığımız bu zor günlerde AKP-MHP ortaklığının halklarımıza, işçi sınıfına dayattıkları zorbalıkta sınır tanımadıklarını hepimiz biliyor ve görüyoruz.

Belirttiğimiz gibi yerleşik toplumla başlayan bu düzen şehirleşme, sanayileşme ve ulusal devletlerle daha da ağırlaşarak arttı. Günümüzde neoliberalizmle çoktandır sınır tanımaz hale geldi. Öyle ki küçük sayıda uluslararası şirket hemen hemen tüm dünyayı yönetir hale geldi. Buraya varmak için sayısız savaşlar katliamlar soykırımlar yapıldı, yapılıyor.

Katledilenler, baskıya ve sömürüye uğrayanlar yani işçiler, emekçiler, fakir köylüler ve sömürgeleştirilen halklar da hep başkaldırdılar, hayır dediler. Kendi yani bizim tarihimizi yazdılar.

Başta belirtildiği gibi başkaldırı ve direniş tarihi de bu sömürü kadar eski. Direniş tarihi başarı, yenilgi ve bedel ödemelerle dolu. Başta bireysel olarak başlayan direniş ve hayır demeler giderek toplu, örgütlü hale geldi.

Eski Mısır’da ücretler tahıl olarak ödenirmiş. Firavun III. Ramses kendisi için yaptırdığı piramitte çalışan işçilere 17 gün boyunca yiyecekleri tahılı vermeyince; işçiler papirüs (kağıt) üzerine “Biz Açız” sloganı ile milattan önce 4 Kasım 1159’da işi bırakarak belki de tarihteki ilk grevi geçekleştirdiler. Modern işçi hareketleri ve örgütlenmeleri ancak 1650’de İngiltere’de başlayan ve giderek bütün dünyaya yayılan sanayi devrimi ile oldu. Her ne kadar sanayi devrimi 1650’lerde başladıysa da işçi örgütlenmeleri 1700’lü yılların başlarında meslek kuruluşları şeklinde başladı. Bunlardan 100-120 yıl sonra 1820’lerde yine İngiltere’de modern işçi örgütlenmesi başladı. 1830/40’larda örgütlenmeler hızlandı. 1834’te “Aforoz Edilenler Birliği” kuruldu. 1837’de bir grup bunlardan ayrılarak “Haklılar Birliği”ni kurdu.

Marx ve Engels’ten etkilenen terzi çırağı Wilhelm Weitling’in etkisiyle Haklılar Birliği ismini Komünistler Birliği olarak değiştirdi.

1848’de de bilindiği gibi Komünist Manifesto yayınlandı.

Osmanlı topraklarında ilk işçi hareketleri 1830’larda başladı.

1872’de İstanbul Kasımpaşa Tersanesi ve Beyoğlu Telgraf işçileri ilk grevi gerçekleştirdiler. Daha sonraları İstanbul, Selanik ve daha birçok Osmanlı şehirlerinde işçi direnişleriyle karşılaşırız. 1872’de başlayan grevler işçi eylemleri 1880’de bıçakla kesilir gibi kesildi. Bu tarihte ağır bir mutlakıyetçilik başladı. Ülke çok ağır baskılar altında kaldı. Bu süreç 1908’de II. Meşrutiyetin ilanına kadar devam etti. II. Meşrutiyetle gelen kısmi iyileşme kendini işçi örgütlenmelerinde ve eylemlerinde de gösterdi. Başta İstanbul ve Selanik olmak üzere birçok şehirde grevler ve eylemler oldu.

1923 Cumhuriyet ilan edilir. Hemen arkasından 1925/26’larda işçi eylemlikleri başlar. Ancak ülkede işçi, emekçi ve fakir köylülerin haklarını savunan kabul eden herhangi bir yasa yoktur. Hatta 1947 yılında grev hakkı ve işçi sınıfının sınıfsal örgütlenmesini yasaklayan bir sendika kanunu çıkarıldı.

1960 askeri darbesinden sonra hazırlanan anayasada çalışma hakkı, toplu pazarlık, toplu sözleşme ve grev hakkı anayasal hak olarak kabul edildi.

Ancak bu 1960 askeri darbesinin ilerici demokrat olduğu şeklinde anlaşılmamalı. O gerici, faşist her şeyden önce Kürd ve emekçi düşmanı bir cuntaydı.

1952 Türk-İş (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) kurulur. Türk-İş kuruluşundan ihtibaren hiçbir zaman işçiden emekçiden yana olmadı. Ağırlıklı devletten ve patronlardan yana bir politika izledi. Bu durum giderek Konfederasyonun kendi içinde bölünmesine yeni sendikaların doğmasına neden oldu. Bu gelişmelerin neticesinde 1967’de DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) kuruldu. 1980 faşist askeri darbeye kadar çalışmaları sürdürdü. Darbeden sonra kapatıldı ve bütün mallarına el kondu.1992’de yeniden açıldı.

1970 Hak-İş (Türkiye Hak İşçileri) kuruldu. Hak-İş 1980’den kısa bir sure sonra kapatıldı ancak 1981’de tekrar açıldı. MISK (Milliyetçi İşçi Sendikaları Konfederasyonu) 15-16 Haziran 1970’te büyük işçi direnişinden sonra kuruldu. MHP’ye yakın işçi düşmanı bir kuruluştur. 1988’de KESK (Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu) kuruldu. Geldiği sınıfa ve sınıfsal kavgaya önem veren KESK kısa sürede çok gelişti.

1995’te Memur-Sen Ankara’da kuruldu. Hak-İs’in kamu hizmetinde çalışanları için kuruldu. Türkiye Kamu-Sen kuruluşundan itibaren devlet sendikacılığını benimsemiş MHP’ye ve diğer faşist güçlere yakınlığı ile bilinir.

Bu saydıklarımız Türkiye’deki sendikal çalışmanın çok ama gerçekten çok kısa bir kesitidir.

Maksat sınıf savaşının hem ülkemizde hem de dünyada çok inişli-çıkışlı olduğunu bir nebzede olsa göstermekti.

Yurtsever Sosyalist İşçi – Sayı:7

Tüm sayıların PDF formatı için aşağıdaki bağlantılara tıklayın

Sayı-1

Sayı-2

Sayı-3

Sayı-4

Sayı-5

Sayı-6

Sayı-7

Exit mobile version