Site icon Rojnameya Newroz

ŞİARIMIZ: BİRLİK VE MÜCADELE!

Biz demokratik güçlerde, sosyalistlerde, komünistlerde genel bir kanı vardır. Denir ki halk fakirleşirse, işsizlik artarsa kitleler sola yönelir. Ama bu söylendiği gibi değil, öyle olmuyor. Kitleyi, işçiyi, işsizi ve fakir köylüyü kazanmak emek ister, çalışma ister. Her şeyden önce bu çalışmalar uzun süreli bir devamlılık ister. Bir de tabi ki sendika ve sınıf bilinci ister.

Enver ŞEN / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Koronavirüs bizi önemli bir ayrım noktasına doğru sürüklüyor. Koronavirüsten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, çok şey değişecek… vb her gün duyduğumuz söylemler. Önemli olan değişim hangi yönde olacak. 1929/30’lardaki büyük ekonomik kriz dünyayı ikinci paylaşım savaşına sürükledi. Şimdi böylesi yeni bir savaşın önüne geçme şansımız var!

Dünya demokratik güçleri olarak ortaklaşmanın yolunu bulmalıyız. Bunun ne kadar acil ve zorunlu olduğunu son zamanlarda Almanya’da yaşanan olaylarla somutlaştırabiliriz. Bütün dünyada olduğu gibi Mart 2020’den itibaren Almanya’da da birçok demokratik haklar kısıtlandı. Gösteri ve protesto gibi toplumsal hakların yanında örneğin bireysel seyahat ve arkadaşlarla buluşma da kısıtlandı. 3-4 hafta toplumda pek bir karşı koyma olmadı. Ancak yasaklar uzayınca haklı olarak insanlar giderek yüksek sesle karşı çıkmaya başladı. Başta Berlin olmak üzere Frankfurt, Hamburg, Stuttgart, Leipzig ve daha birçok büyük ve küçük şehirde kısıtlamalara karşı gösteriler yapıldı yapılıyor. İşte sorunda burada başladı.

Başta içinde faşistlerinde bulunduğu AfD (Almanya için Alternatif) partisi üye ve yöneticileri olmak üzere diğer aşırı sağcı faşist güçler protesto eylemlerini kontrol altına almaya çalışıyorlar. Yabancı düşmanlığı ve antisemitist sloganlar öne çıkarılmaya çalışılıyor. Bu protesto eylemlerine katılanların hepsi tabi ki faşist ve aşırı sağcı değil. Hem oraya giden faşist ve aşırı sağcı olamayan bu insanlara hitap etmek hem de toplumun demokratik haklarının salgın ve olağanüstü durumlarda da korunmasının bir zorunluluk olduğunu dile getirmek için, demokratik güçler de karşı protestolara başladılar. Meydanı gericilere bırakmamak, yabancı düşmanlığını ve antisemitizmi önlemek için toplumu dayanışmaya çağırıyorlar.

Almanya’daki faşist hareketliliğe karşı demokratik cephede sendikalar, demokratik sivil toplum kuruluşları, yabancılar ve mültecileri temsil eden kurumların yanında Yahudi cemaati önemli bir rol alıyor. Devlete ve hükümete daha şeffaf olmaları için baskı yapılıyor. Hükümetin hazırladığı ve uyguladığı salgından koruma programının az ve orta gelirlilere yönelik olması için mücadele ediliyor. Daha önce de belirtildiği gibi bu yardımların aslan payı büyük işverenlere ve tekellere akıyor. Bu durumu değiştirmenin tek yolu ortak mücadeleden geçiyor. Dikkat edilmezse nelerin olacağını mezbahalarda ve et fabrikalarındaki durum bize açıkça gösterdi. Bu işkolunda çalışan işçiler genellikle Romanya, Bulgaristan gibi ortak pazar ülkelerinden gelen ve düşük ücretle, genellikle asgari ücretin altında (Almanya’da saatlik asgari ücret şu anda 9,35 €)  çalıştırılan işçilerdir.  Bu insanlar sağlığa elverişsiz barakalarda oturuyorlar. Son bir hafta içinde yüzlercesi Koronavirüse yakalandı. Bu da gösteriyor ki bizler her yerde kendi haklarımız için aktif olmak zorundayız. Mardin’deki inşaat işçisi, İstanbul’daki hastanede çalışan sağlık emekçisi veya Almanya’daki fabrika işçisi… Her zaman en kötü ve zor durumda olanlar her yerde aynı: Emekçiler!

Bir şey kalıyor bize, birleşmek ve ortak mücadele etmek.

Koronavirüs ile toplumda yeni bir dayanışma anlayışı oluştu. Bunu fırsata çevirmek bizim elimizde. Meydanları sağa, faşistlere ve komplo teoricilerine bırakmamalıyız.

Bu mücadelede dini inancın veya etnik yapının hiçbir önemi yok ve olmamalı. Önemli olan işçilerin, emekçilerin kendi sınıf çıkarlarını öne çıkarmasıdır.

Yurtsever Sosyalist İşçi – Sayı:6

Tüm sayıların PDF formatı için aşağıdaki bağlantılara tıklayın

Sayı-1

Sayı-2

Sayı-3

Sayı-4

Sayı-5

Sayı-6

Exit mobile version