Site icon Rojnameya Newroz

KAR

Eyüp Yalur / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Kar var yaşadığımız günlerde.

Umutsuzluk çevremizi kuşattı.

Kıtlık kıran gündemde

Yine de ele güne karşı

Özenle saklıyorum yüreğimde

Sana duyduğum aşkı

Dört yanım kar içinde

Metin ALTIOK

Beyaz kar saflığın, temizliğin, duruluğun simgesidir. Bunun yanında her türlü fiziki kirliliğin üzerini örtebilen kocaman bir örtü görevini de görüyor. Amma velakin fakirliğin, yoksulluğun üzerini bir türlü kapatamıyor.

Bu sinsi kardeşler (fakirlik-yoksulluk) kendilerini kışın kar yağdığında daha fazla hissettiriyorlar.

Cebinde meteliği olmayan babanın yüreğinde, mutfağında çocuğuna istediği yemeği yapamayan annenin tenceresinde, öğrencisine cep harçlığı veremeyen Veli’nin, doğalgaz ve elektrik faturalarını ödeyemeyen esnafın ruh halinde hissettiriyorlar.

Zenginler için romantizmi temsil eden kar fakirler için işsizlik, yoksulluk, çaresizlik; uzun, bitmek tükenmek bilmeyen kış geceleri demektir.

– Behçet AYSAN’ın dediği gibi “Ve serçeler üşüyor”

Evet, işçiler, öğrenciler, evsizler için üşümek demektir.

Kimisi için 1001 gece masallarını andıran kar manzaraları fakirler için işsizlik ve ekonomik külfet demektir.

Kara özlem duyan turistler kendilerini bir tül kadar ince, beyaz renkli kristal karlar ülkesinde masallar aleminde yaşayarak, unutamayacakları anılar biriktiriyorlar.

Karın, kışın soğuğunu iliklerine kadar hisseden insanlara kar ve kış romantik gelmez. Sokakta yaşayanlar, yakacak sıkıntısı çekenler ya da evinin nafakasını kazanmak için o soğuk kış günlerinde sabahın şafağında işe giden emekçiler için bir eza, eziyet, yolların kapanması, araçların donması, suların akmaması demektir.

“Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum” der Nazım HİKMET.

Oysaki ne devlet ne iktidar ne de halkın seçtikleri hatırlıyor, halkın kışın neler çektiğini ve kar yağdığında.

Göçmen kuşlar bile sonbaharda kışa kalmadan, karı görmeden bu memleketleri terk ediyorlar.

Karslı, Ardahanlı, Şırnaklı, Hakkarili gibi mağdur sınır illeri doğanın zor şartlarına rağmen memleketlerini terk etmiyorlar, adeta sınır bekçiliği yapıyorlar. Bu illere elektrik, doğalgaz gibi bazı kalemlerde pozitif ayrımcılık yapılmalı.

Kışın çetin yaşandığı ülkelerde zor yaşam koşulları ve kar birçok yazarın; Çehov’un, Tolstoy’un, Dostoyevski’nin, Orhan Pamuk’un, Süleyman Bulut’un, Pakize Özcan’ın romanlarına konu olmuştur.

Karın ve kışın çilesini, yaşanan zor şartları, kışın romantizmini dile getirmişlerdir.

Hemen hemen her şairimizin kar ve kışla ilgili bir şiiri vardır. Kimi şiirinde acı gerçekleri dile getirirken, kimi romantizmi dile getirmişlerdir. Kimisi karın yağışını romantik bir şekilde dile getirirken, kimi bir serçenin, bir sokak köpeğinin öldüğünü anlatırken, kimi bir çocuğun üşüdüğünü, vatandaşın hüznünü dile getirmiş, kimi sevdiğine mektup yazarken elinin üşüdüğünden söz eder.

Kimide Cahit Sıtkı Tarancı gibi

Kar yağıyor, yine kar, yine kar yine mahşer gibi kar

Sanki güller içinde gülen taze kadınlar

Bana beyaz buseler, beyaz buseler yollar

Sanki güller içinde gülen taze kadınlar.

diyerek romantik takılır.

Devletin ve iktidarın bu pandemi döneminde bu mağdur sınır bekçisi illerde yaşanan mağduriyeti görmesi ve gerekeni yapması dileğiyle…

Exit mobile version