Site icon Rojnameya Newroz

Kürdistan’da intihar sonucu 21, aile içi şiddet sonucu 32, toplumsal alanda şiddet sonucu 10 kadın yaşamını yitirdi.

İHD Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu, 2021 yılı Kadın İhlalleri Raporu’nu açıkladı

İHD Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu, 2021 yılı Kadın İhlalleri Raporu’na göre, bir yılda kadınların toplamda 863 hak ihlali yaşadığı tespit edilirken, Bölgede intihar sonucu 21, aile içi şiddet sonucu 32, toplumsal alanda şiddet sonucu 10 kadın yaşamını yitirdi.

İHD Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu, 2021 yılı Kadın İhlalleri Raporu’nu açıkladı. Raporun değerlendirmesini İHD Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu Başkan Yardımcısı Ezgi Sıla Demir Okudu. Raporun Bilançosunu ise Yönetim Kurulu Üyesi Derya Yıldırım açıkladı.

İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu’nun hazırladığımız Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin 2021 yılı “Kadına Yönelik Gerçekleşen Hak İhlalleri Raporu” İHD Diyarbakır Şubesi’nde yapılan açıklamayla kamuoyu ile paylaşıldı.

‘Anti demokratik siyasal ortamdan en çok yine Kadınlar etkilenmekte’

Dünyada yaşanan silahlı çatışmalarda, göç yollarında, sürgünlerde ve mülteci kamplarında kadınların uğradığı hak ihlallerine değinen İHD Diyarbakır Şubesi Kadın Komisyonu Başkan Yardımcısı Ezgi Sıla Demir, Türkiye’de yaşanan hak ihlallerine ilişkin olarak da şunları ifade etti: “Fiili OHAL rejimi ile yönetilen bölgemizde; uygulanan politikalar ve uygulamalar toplumsal yaşamımızda hukuk, demokrasi ve insan hakları konularında onarılması güç tahribatlar oluşturmaktadır. Bu süreçte güvenlik odaklı ve ‘terörle mücadele’ adı altında gerilimi besleyen çatışmaya ve şiddete dayalı politikalar üretilmiştir. İnsan hakları ve demokrasi alanında yaşanan ihlallere derin ekonomik kriz de eklenmiştir. 2021 yılı içerisinde de insan hakları ihlalleri sistematik bir şekilde artarak devam ederken, kadına yönelik hak ihlalleri de artarak devam etmiştir. Her meseleyi güvenlik ve beka meselesi haline getiren otoriter bir yönetim anlayışı, Türkiye’de demokratik siyaset kanallarını kapamakta, insan hak ve özgürlüklerinin esas alındığı yaşam biçimini imkânsız kılmaktadır. Siyasal iktidarın politikalarına karşı muhalif kesimler, örgütlenme şansı bulamamakta, sürekli baskılanarak susturulmaya çalışılmaktadır. Bu anti demokratik siyasal ortamdan en çok yine Kadınlar ve LGBTQ+ bireyler etkilenmektedir.”

‘Soruşturmalar çok yavaş ve etkin olmayan biçimde yürütülmekte’

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının kadınların hakları ve güvenliği konusunda ciddi riskler yarattığına vurgu yapan Demir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu karardan sonra bazı başvurucu kadınlar, şiddet faili eşlerinin “artık sizi bu devlet korumayacak, gidecek yerin kalmadı” gibi tehditlerle şiddetin dozunun arttığını ifade etmişlerdir. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı sonrası mağdur tarafından talep edilen koruma tedbiri başvuruları gerekçesiz veya somut delil yokluğundan reddedilmektedir. Oysaki 6284 sayılı yasaya göre koruma tedbirleri için somut delil şartı aranmamakta, mağdurun/kadının beyanına üstünlük tanınması gerekmektedir. Bunun yanında koruma tedbiri taleplerine ilişkin verilen tedbir süreleri çok kısa olup ayrıca verilen tedbir kararının tebliğinin uzun süre yapılmaması ise verilen süreyi iyice kısıtlamak ve etkisiz kılmaktadır. Soruşturmalar çok yavaş ve etkin olmayan biçimde yürütülmekte, kadının süreci kendisinin takip etmesi beklenmekte, kadının adalete erişimi noktasında gerekli bilgilendirmeler yapılmamaktadır.”

21 kadın intiharı

2021 yılında kadınlara yönelik ciddi hak ihlallerinin yaşandığına dikkat çeken Demir,  

“Bölgemizde intihar sonucu 21, aile içi şiddet sonucu 32, toplumsal alanda şiddet sonucu 10 kadın yaşamını yitirmiştir. 38 kadın ise kuşkulu bir şekilde yaşamını yitirmiştir. 21 kadın cinsel saldırıya maruz bırakılmış, 38 kadın şiddet sonucu yaralanmış, 15 kadın ise fuhuş yapmaya zorlanmıştır. 2021 yılında toplamda 101 kadın yaşamını yitirmiştir. Yine 2021 yılında çatışmalı ortamda ise 81 silahlı militan yaşamını yitirmiştir. Bilançomuz da görüleceği üzere kadınlar en çok aile içinde yaşanan şiddet sonucunda yaşamını yitirmiştir. Yine kadınlar toplumsal alanda yaşanan şiddet, intihar, kuşkulu ölüm, alıkonulma, cinsel saldırı ve fuhuş yapmaya zorlanma gibi birçok alanda şiddete ve ihlale maruz kalmaktadır. Yine kadınlar çatışmalı ortamda, hapishane ve sağlıkta şiddet sonucu yaşamını yitirmektedirler” ifadelerini kullandı.

‘141 kadın gözaltına alınmış’

Kadınların cezaevlerinde yaşadığı hak ihlallerine ilişkin olarak da Demir, şunları dile getirdi: “Kadınlar işkence ve kötü muameleye maruz bırakılmış ve hapishanelerde de birçok ihlal ile karşı karşıya kalmıştır. 26 kadın gözaltı yerleri dışında işkence ve kötü muameleye, 5 kadın kaçırma ve ajanlık tehdidine, 9 kadın ise hapishanede işkenceye maruz kalmıştır. Özellikle sağlık hakkına yönelik ihlaller hala devam etmekte ve sağlık hakkı ihlalinin bu süreçte yoğun bir şikayet konusu olduğunu belirtmek isteriz. Kamuoyuna yansıyan ve derneğimizin de takipçisi olduğu Aysel Tuğluk’un sağlık durumu ve hastalığının mahiyeti göz önüne alınarak tahliye edilmediği gerçekliği, ATK’nin hasta mahpuslara yönelik taraflı raporlar hazırlaması bu ihlalin en bariz örneklerinden biri olmuştur. Kişi özgülüğü ve güvenliğine yönelik yaşanan ihlallerde 2021 yılında artmaya devam etmiştir. Tespit edebildiğimiz kadarıyla 141 kadın gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınan kadınların çoğu aktif siyaset yürüten, sendika ve sivil toplum kuruluşlarında faaliyet gösteren kadınlardan oluşmaktadır. Kadınlara yönelik baskı sadece aile içinde değil toplumsal alanda ve devletin kamu gücünü kullanarak sürdürdüğü çeşitli baskı ve şiddet yöntemleriyle de gerçekleştirilmektedir. Özellikle bölgemizde Kürt kadınlarına yönelik yargı tacizi gün geçtikçe artmaktadır. 8 Mart ve 25 Kasım eylemlerine katılmak, kadın ve lgbti+ alanındaki çalışmaları, siyasi alandaki çalışmaları, basına verilen röportajlar ve demeçleri, kadın derneklerinde üye veya yönetici olmak, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı kapsamında ele alınması gereken faaliyetleri gerekçe gösterilerek birçok dernek, meslek odası, sendika üyesi/yöneticisi kadın ev baskınları ve gözaltılar yaşanmaktadır.”

‘Kadın aktivist ve siyasetçilere 205 yıldan fazla ceza verilmiş’

Düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ihlallerde de artış görüldüğünü ifade eden Demir, “2021 yılı içerisinde bölgemizde, aralarında üniversite öğrencileri ve politikacılarında bulunduğu 53 kadına anadilde savunma hakkı da dahil olmak üzere politik saiklerle soruşturma ve davalar açılmıştır. Yine açılan soruşturma ve davalarda 32 kadına çeşitli cezalar verilmiştir. Açılan bu davalarla kadın aktivist ve siyasetçilere 205 yıldan fazla ceza verilmiştir. İfade ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik baskılar, yasaklamalarla ve sınırlandırmalarla maalesef devam etmektedir. Toplumsal cinsiyet ile ilgili yapılmak istenen demokratik ve barışçıl gösteri, eylem ve etkinlerin 21’ne müdahale edilmiştir. Yine Urfa’da 406 gündür adalet nöbeti tutan Şenyaşar ailesinin nöbet eylemi 6 kez yasaklanmış, müdahale edilmiş, Emine Şenyaşar darp edilmiş ve hakkında soruşturma başlatılmıştır” dedi.

‘Gülistan Doku’nun akıbeti hala bilinmiyor’

Ortadoğu’da kadınların karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerine değinen Demir, kadına yönelik suçlarda cezasızlık politikasının kadınlara yönelik ihlalleri arttırdığına dikkat çeken Demir, “Bölgemizde özellikle kolluk kuvvetlerinin dahil olduğu suçlar cezasızlık zırhıyla taçlandırılmaktadır. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde kolluk kuvvetlerinin faili olduğu olaylarda herhangi bir cezai müeyyidenin uygulanmaması faili cesaretlendirmektedir. Uygulanan cezasızlık politikası kolluk kuvvetlerinin artık alenen suç işlemesi gerçeğini karşımıza çıkararak cezasızlık politikasının en acı sonucunu yaşatmaktadır. Gülistan Doku’nun hala akıbetinin bilinmiyor olması, Helin Hasret Şen’i öldüren failin hala görevini icra ediyor olması,  Musa Orhan’ın tutuklanmaması, zırhlı araçlarla hala insanların yaşam haklarının elinden alınmış olması bu politikaların tezahürüdür” ifadelerini kullandı.

Toplumda kadına yönelik şiddeti olumlayan ayrımcı, cinsiyetçi dilin önüne geçilmeli

İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilmenin kadınlara yönelik ihlalleri arttırdığına işaret eden Demir, İHD Kadın Komisyonu’nun önerilerini ise şöyle sıraladı:

-Kadının yaşam hakkının önüne geçen her türlü eşitsizlik, adaletsizlik ve engelin ortadan kaldırılması için devletin, iktidar ve muhalefeti oluşturan tüm siyasi aktörlerin sorumluluk alması gerekmektedir.

-6284 Sayılı Kanunun etkili bir şekilde uygulanabilmesi devletin, kadına yönelik şiddetle mücadeleyi ilke olarak belirlemesi ve bu nedenle, kadın alanında çalışan derneklerin üye ve yöneticilerine yönelik yargı tacizi sona erdirilmeli ve devlet, kadın cinayetlerine yönelik acil eylem planı oluşturarak asıl görevini hatırlamalıdır.

-Toplumda kadına yönelik şiddeti olumlayan ayrımcı, cinsiyetçi ve aşağılayıcı bir dilin kullanılmaması; başta otorite kabul edilen kişiler ve medya olmak üzere toplumun her kesiminde bu dilin kullanılmasının önüne geçilmesi sağlanmalıdır.

-Nefret söyleminin üst düzey yöneticiler tarafından sahiplenilmesi, LGBTİ+ların adalete erişiminde ciddi zorluklara neden olmaktadır. LGBTİ+’ların adalete erişimi, adli kurumlarda(karakol, mahkeme vb.) meydana gelen ayrımcılığın önlenmesi, insan hakları alanında faaliyet yürüten kurumların adli süreçlere doğrudan katılımı ile gerçekleşebilir. Bu sebeple kamu kurumları onarıcın adaletin tesisi ve cezasızlıkla mücadele açısından öncelikle LGBTİ+ varoluşunu tanıyarak açıkça “cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği ayrımcılığı ile mücadele etme” ilkesini benimsemelidir.

-Mahpuslara yaşatılan işkence ve kötü muamele uygulamalarından derhal vazgeçilmeli, mahpuslara uluslararası hukukun emrettiği şekilde insana yaraşır bir muamele gösterilmelidir. Mahpusların mahremiyet hakkı korunmalıdır. Mahpusların koğuşlarını ve tuvalet banyo gibi özel alanları gösteren kameralar derhal kaldırılmalıdır. Mahpusların sağlığa erişim haklarının sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerine önem verilmesi, hastalığı olanların tedavi olanaklarından yararlanmaları için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir.

-Tüm hak ihlalleri göz önüne alındığında kolluk görevlilerinin neden olduğu ihlallerde etkin soruşturma yürütülmeli, cezasızlık politikalarından vazgeçilmelidir.

-Mülteci ve sığınmacı kadınların güvenliği sağlanmalı ve sığınmacı/mülteci kadınlara yönelik güçlendirici çalışmalar yapılmalıdır.

-Ekonomik krizin ve yoksulluğun 1’inci derece mağduru olan kadınlara yönelik istihdam alanlarının açılması ve insanı geçim şartlarına ulaşım konusunda yetkililerin gerekli önlemleri alması şart olmuştur.”

2021 yılında kadınlara yönelik 863 hak ihlali tespiti

İHD Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Derya Yıldırım ise “Kadına Yönelik Gerçekleşen Hak İhlalleri Raporu”nu açıkladı.

“Yaşam Hakkı İhlalleri, Kişi Özgürlüğü ve Güvenliğine Yönelik İhlaller, Düşünce ve İfade Özgürlüğüne Yönelik İhlaller, Örgütlenme Özgürlüğüne Yönelik İhlaller, Toplantı ve Gösteri Özgürlüğüne Yönelik İhlaller, Cezaevlerinde Yaşanan İhlaller, Ekonomik ve Sosyal Haklara Yönelik İhlaller ve Diğer Hak İhlalleri” başlıklarından oluşan 2021 Kadın İhlalleri Raporu’nun bilançosundan toplam 863 hak ihlalinin tespiti yer aldı.

2021 Kadın İhlalleri Raporu’nun bilançosunu açıklayan İHD Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Derya Yıldırım’ın paylaştığı bilgilere göre en çok hak ihlali ‘Yaşam Hakkı İhlalleri, Kişi Özgürlüğü ve Güvenliğine Yönelik İhlaller’ başlıklarında yaşandı. İhlallerin bilançosuna ulaşmak için tıklayınız.

SUR AJANS

Exit mobile version