Site icon Rojnameya Newroz

IRK AYRIMI YA DA IRKÇILIK!

Günlük yaşamımızda sıkça duyduğumuz veya kendimizin kullandığı “Arkadaş bu Kürtlerde hep böyle” “Yahu ama bu Araplar da”  “Vallahi nedendir bilmem ama Rusları hiç sevmem”  “Çingenelik yapma be”  Bütün bunları söylerken başına da; arkadaş ben ırkçı değilim ama demeyi de çoğunlukla ihmal etmeyiz. Peki nedir bu deyimler, nereden gelirler, niye kullanırız?

Enver Şen / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Yurtsever Sosyalist İşçi

Bir kısmımız alışkanlık der. Bir kısmımızda bunun zaten ırkçılıkla ilgisi yok. Ben kimseyi küçümsemiyor ve aşağılamıyorum ki. Biliyorsun ben sosyalist bir insanım gibi bahanelerin arkasına sığınırız.

Sakarya’da Kürd işçilerine ırkçı saldırı. Almanya’daki mülteci kampına Nazi saldırısı. İnsanlar dövüldü, yakıldı, öldürüldü o zaman bu ırkçı bir saldırı. Fakat yukarıda söylediklerimiz değil. Peki, bu doğru mu? Bence değil ikisi de önyargılardan gelen ırkçı tutumlar. Ayrıca fiziksel şiddeti de içermesi ırkçılığın tek şartı değil.

Irkçılık genel olarak bir grubun kendisini, etnik, dinsel, toplumsal, bölgesel ve daha birçok nedenden dolayı başkalarından üstün görmesi diye tanımlanabilinir eksiği ve fazlasıyla birlikte.

İnsanlık tarihinde -kendini üstün görme- öyle sanıldığı gibi yenide değil.

Tarihçi Imanuel Geis (1931-2012) ırkçılığın kökenlerini Hindistan’daki Kastlara bağlar. M.Ö 1500 yıllarında kendilerinin tanrının ilk yarattığı ırk olduğuna inanan ariyaların (saf ırk) Hindistan’da hakimiyet kurmalarından sonra özelikle siyahiler olmak üzere kendileri dışındaki herkesi ķüçük görmekle başladığını iddia eder.

Amerikalı tarihçi Georg M. Fredrickson (1934-2008) 14. ve 15. yy. özellikle de 1492’den itibaren İspanya’nın Müslümanlardan temizlenmesinden sonra, Müslümanların ve Yahudilerin kilise ve Hıristiyan toplum tarafından aşağılandıklarını ve hatta “domuz” diye adlandırıldıklarını belirtir.

Ortaçağ ırkçılığı mitlere ve hurafelere dayanıyordu.16. ve 17. yy’larda o kadar ileri gidildi ki siyahların tanrının hatası olduğu söylenmeye başlandı.

Modern ya da günümüz ırkçılığının temellerini oluşturanlardan biride Fransız diplomat Arthur de Gobineau (1816-1882) dur.

Asya ve Afrika’yı işgal ederek yağmalayan bütün yeraltı ve yerüstü zenginliklerine el koyan batılılar bunun “sözde” haklılığını ispatlamak için her yola başvurdular. Buna bilimi kendi çıkarları (günümüzde olduğu gibi) için kullanmak da dahil her şeye başvurdular vuruyorlar.

Arthur de Gobineau (1853/55) yıllarında yazdığı “İnsan Irklarının Eşitsizliğini Deneme” eserinde beyazların üstünlüğünü ispatlamaya çalışırken, beyazların dışındakilerin onlara hizmet etmek için var olduklarını dile getirir.

(Türkiye’de Adalet bakanlığı yapan Mahmut Esat Bozkurt’ta aynı şeyi Kürdler ve diğer azınlıklar için söyler, ne kadar da bir birlerine benziyorlar.)

Bu ve benzeri ırkçı “bilim” insanları bunu Darwin’e bağlamaya çalışırlar. Böylece 1879/80 yıllarından itibaren “Sosyal Darwinizm” adı altında Darwin’in türlerle ilgili bilimsel araştırmalarını kötüye kullanırlar. Bunun insanlar içinde geçerli olduğunu iddia ettiler. Oysa Darwin defalarca ırklardan değil türlerden bahsettiğini belirtmiştir. Sömürgeciliği destekleyen bu insanlar bu konuda Darwin’i duymamayı tercih ettiler. Bu tavır 19. ve 20. yy’larda on milyonlarca insanın ırkçı savaşlarda ölmesine neden oldu. İkinci paylaşım savaşının çıkışında ırkçılığın başta Almanya ve İtalya olmak üzere birçok ülkede kurumsallaşmasının da rolü küçümsenemez. Kitleleri diktatörlerin arkasına takmak daha da kolaylaştı. Bugünde başta AKP-MHP diktatörlüğü olmak üzere bütün diktatörler ırkçılığı sonuna kadar kullanıyor.

Yıllardır bilim insanları sosyal Darwinizm hakkında söylenenlerin, yazılanların hepsinin birer safsata olduğunu ve tarihin çöplüğüne atılması gerektiğini belirtiyorlar.

Bizler; demokratlar, sosyalistler aynı zamanda bilime inanan insanlarız. Bu deyimi bilimsel olarak insanlar için kullanmak doğru değildir.

Ancak görünen o ki politik ve siyasi olarak daha bir süre bütün dünyada olduğu gibi biz de kullanacağız. Bunu yaparken kendimizi sürekli kontrol etmeliyiz. Bazı alışkanlıklarımızdan vazgeçmeyi hedefe koymalıyız, hassaslaşmayı öğrenmeliyiz.

Genelleştirmelerden sakınmalıyız.

11.09. 20

Tüm sayıların PDF formatı için aşağıdaki bağlantılara tıklayın

Sayı-1

Sayı-2

Sayı-3

Sayı-4

Sayı-5

Sayı-6

Sayı-7

Sayı-8

Sayı-9

Sayı-10

Sayı-11

Exit mobile version