Site icon Rojnameya Newroz

HER YÖNE ÇEKİLEBİLEN ANAYASA / FEVZİ KARTAL

Basından başlık haberleri aynen şöyle yazıyordu “Selahattin Demirtaş 19 yılla yargılanacak (…)”. Gerekçe yine bildik bahaneler “Türkiye Cumhuriyeti devletini, devletin kanun ve organlarını alenen aşağılamak(…)”. Bir kere ‘hopla’ (!) Şurda dur! Demek gerekmiyor mu? Bir sistemi ve onun devletinin yaptıklarını eleştirmek, zira Demirtaş’ın söylediğini incelediğimizde eleştirinin ve sivil itaatsizliğin dışına çıkmış bir söylem yok. Nasıl suç unsuru teşkil edebiliyor? Eleştirmek suç sayılıyorsa orada tiranik aklın dışavurumu var demektir, hangi taraftan gelir ise gelsin bu devlette olabilir bir akımda olabilir…

Ben adült insan olmaya başladığımdan bu yana hep bunları duydum. Geçmişte de böyle idi şimdi de aynısı, basit bir eleştiri ve yerme durumunda hemen “Türkiye Cumhuriyeti devletini (…) alenen aşağılamak”. Geçen yazımda kargalar bile güler bu duruma diye Terörist Kimdir? ve RTE… başlıklı yazımda belirtmiştim. Şimdi bu yazıda da bu duruma güvercinler bile güler diyelim mi?(!) Ya da bu duruma kimler gülmez mi ki diyelim?

Hemen anayasada bir madde ile ilişkilendirilir ve 83. madde şöyle diyor, böyle diyor. O 83. maddeyi iyice bir okuyun Demirtaş’ın 19 yılla yargılanmasını talep ettirecek bir durum yok. Ayrıca, insanların hakaret ve küfür etmeden ironi anlatım yergisinden tutunuz, hiciv anlatımlı ya da yergili anlatım yolu ile kendilerini bir konu hakkında ifade etme özgürlüğü olmalıdır. Hiçbir şey tabu değildir, devlette dahi bu eleştiri ve yergilere yeri geldiğinde konu edilmelidir. Nedense bu yollu anlatım ve yergi, eleştiri her tarafta var; fakat sadece Türkiye devleti nezdinde yok!?

Demirtaş’ın söylediğinin özeti tamamen şudur, iyi bir Türkçe bilen bu söyleneni yanlış anlamaz, “eğer bir devlet vatandaşını koruyamıyorsa ki öyledir, o zaman vatandaş kendi güvenliğini korumalıdır(…)” diye özetlenebilir.

Bireysel ya da kitleler halinde birileri size saldırıyor ise, kendi can güvenliğin için kendini savunma bir meşru müdafaadır ve de bu durum evrensel hukuk yasalarına uygundur. Türkiye’de yasalar keyfi olduğu için bunlar oluyor. Hele de devletin, hükümetin ve onun kolluk kuvvetleri televizyonda gördüğümüz gibi saldırıya maruz kalanı tutukluyor ise, tartaklıyor ise, işkence ediyor ise, öldürüyorsa, cezaevine kapatıyor ise… Saldırıya mağdur kalanların kendini savunması evrensel hukuk normlarına ters düşer mi? Yanıtı da kendisi de bir hukukçu olan HDP eşbaşkanının verdiği gibidir.

Ayrıca, “T.C. Yasaları lastik gibidir nereye çekersen oraya gider (…)” boşuna denmemiştir. T.C. egemenleri şürekâsı hele de 12 Eylül 1980 katiller darbesi anayasasından kalma RTE-AKP uygulayıcı yasaları son derece yumuşak lastik gibi yasalardır… Bilinçli olarak böyle her tarafa çekilebilen yasalar yapmışlardır. Onlar bu yasaların evrensel hukuk normları ile ilişkisinin hiç mi hiç bir ilişkisinin olmadığını çok iyi biliyorlar ama işlerine gelmiyor…

İnsani ve vicdani duygulardan yoksun, akıl yetisinden yoksun, Anadolu ve Mezopotamya’nın birçok halk ve çok kültürlü yapısına-çoğulcu yapısına ters,  evrensel hukuk normlarından yoksun yasa koyucuların yasaları tiranlık yasalarıdır. Bu yasa koyucularla ne özgürlükler gerçekleşebilir, ne basın özgürlüğü, ne ifade özgürlüğü, ne iş, ne aş, ne ekmek, ne de vatandaşlığın öneminin gerekliliği gerçekleşebilir çünkü bu yasa koyucuların dağarcıklarında devlet aklı şiddetinden başka bir şey yoktur varsa devletin bekası yoksa devletin bekası vardır… Ki, hele de burası insan haklarından ve demokrasiden yoksun Türkiye Cumhuriyeti olunca…

Evet, Demirtaş doğru söylüyor. “Denize düşen yılana sarılır” saldırıya uğrayanların birliktelik içerisinde davranıp AKP tiranizminin terörist ve vandalizm oyunları içerisine çekilmeden kendilerini savunmaları “Tiranlık yapan bir yönetime karşı başkaldırı hakkınız vardır( …)” diye yazılan Fransız, 1789 anayasasında belirttiği gibi…

Sivas’ta o yakılan insanların öz güvenliği olsaydı, kendi güvenliklerini kendileri sağlamış olsalardı en azından katillere de cevap verilerek böylelikle ateşlerin arasında kimsecikler gibi ölmezlerdi.

Maraş 1978 olaylarında eğer saldırıya uğrayanların öz savunmaları olmasa idi ve devlete güvenmiş olsalardı büyük bir insan kırım, sol kırım (sinistraside), Alevi kırımı yaşanabilirdi; fakat halkın öz savunması olduğu için daha az bir insan kaybı ile olaylar sonuçlanmış ve saldıran saldırganlar o mahallelere saldırdığına pişman ettirilmiş… Türkiye’de solcuysan, komünistsen, Hıristiyan’san, Alevi’ysen, Ezidi’ysen, normal devlet dışı inançlı isen, Kürt’sen asla ve asla bu devlet senin can güvenliğini sağlar diye GÜVENMEYECEKSİN!!! Ve de bu devletin beşinci kolları faşistine, Osmanlı Ocaklısı’na da aynı bir duruşla güvenmeyeceksin çünkü Türkiye’de sağcısı, Osmanlıcısı devletin güdümündedirler. Bu güçlerin arkasında hep bu devlet olmuştur. Her saldırının arkasında onların iktidarlarının olduğu tarihsel belgeleri ile ortadadır, MC’ler iktidarında böyle idi, Ecevitler iktidarında böyle idi, Demireller, Çillerler döneminde de böyle idi. Hatta 1908 katiller darbesinden önce de sonra da M. Kemal dönemi ve sonrası da böyle idi. Yani 1908 öncesi ve sonrası devlet aklının mantığı böyle işliyor.

Haller böyle olunca TİP’e yapılan HDP’ye de yapılmak isteniyor, yani bu devlette solculara yer yok ve sürekli bir sinistraside (solkırım) var…

Exit mobile version