Site icon Rojnameya Newroz

FRANSIZ TARİH ÖĞRETMENİNİN ÖLDÜRÜLMESİ VE ENTEGRASYON SORUNU ÜZERİNE

Fransa ve batı devletleri paranın hakim olduğu, üretimin kar için yapıldığı, zenginlerin bir tarafta fakirlerin diğer tarafta olduğu, işçi sınıfının olduğu, ulusal gelirin önemli bir bölümünü üst kapitalist sınıfın elinde bulundurduğu devletlerdir.

Fevzi Kartal / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Devlet iktidar erki ile (seçilmiş hükümetlerin olması var olan durumu değiştirmez), geniş halk kitleleri arasında A’an Z’ye her alanda bakış açıları farklı farklıdır. Fransa’da ve Avrupa’da her şey üst sınıf kapitalistlerin istemlerine göre ayarlanmaya çalışılır. Fakat tarihsel olarak incelediğimizde bu halklar krallara ve soylulara karşı her alanda mücadele ederek bazı haklar alarak düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü, örgütlenme ve sendikalaşma özgürlüğü elde etmişlerdir. Bu elde edilenler egemen sınıfların bir lütfü değildir. Batı toplumlarında üst kapitalist sınıflarla geniş halk katmanları arasında oluşan güçler dengesinin sonucu kitleler bu tür hakları garantilemişlerdir. İfade ve düşünce özgürlüğüne karşı çıkmak sizi gülünç ve komik duruma sokar halk kitleleri nezdinde, ama RTE’nin devletinde halk kitleleri sesini çıkarmaz. Öğretmenin öldürülmesinin arifesinde kitleler Fransa’nın her tarafında ifade özgürlüğüne dokunulamaz! Diyerek sokaklara inmişlerdir. Yıllardır kazandığı kazanımlara sahip çıkmışlardır. 

Yeni sınıf kapitalistler “mülkiyetime dokunma ama diğer alanlarda bir toplumsal sözleşme uygula” dercesine Fransa ve Avrupa’da eksiklikler olmasına rağmen güçler ayrılığı, yasama, yürütme, yargı bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü, basın ve düşünce özgürlüğü vb hakları büyük mücadeleler sonucu elde etmişlerdir. Şimdi de bu elde edilen haklara karşı yapılan saldırılara karşı duruyorlar.

Avrupa halkları kendi devletlerinin şimdiye kadar siyasal İslam fanatizminin tolere edilmesini eleştiriyorlar. Bu fanatik terör kendilerini de rahatsız edince tavır almaya başladılar Macron’un bazı önlemler alması gibi.

Gelinen aşamada batı toplumlarını anti laik, anti sekülerlik dinsel hürafelerle yönlendirmek Ortaçağda kalmıştır.

Bu nedenle siyasal İslam’ın hayat tarzının batı toplumlarının hayat tarzına entegre olması imkansızdır ve zaten entegre olamamaktadır. Çünkü siyasal İslam’daki ortaçağ paradigmasının Avrupa’daki ifade özgürlüğü ile uzlaşmasının imkanı yoktur. Bu nedenlerden ötürü siyasal İslam fanatizmi yanlıları özellikle Türkiye açısından söylersek AKP yanlıları “biz para için buradayız diyorlar”. Bu Avro ve para hırsı hastalarının entegrasyon diye bir dertleri olabilir mi?

Türkiye’deki siyasal İslam ve Türk ırkçı iktidarının yandaş basınının görmezden geldiği, Fransa’daki bir öğretmenin başının kesilmesi olayı Fransa’yı ayağa kaldırdı.

Fransa’da küçük bir azınlık olan siyasal İslam fanatiklerinin yaptığı bu tür terör eylemlerine karşı Fransa hükümeti tarafından bir dizi önlemler uygulamaya konuldu. Kışkırtıcı fanatikler tutuklandı ve dernekleri kapatıldı, Çeçenistan’dan gelip iltica eden 18 yaşındaki genç polisle çatışmada öldürüldü, Türkiye gibi ülkelerin gönderdiği din görevlileri kabul edilmeyecek vb yaptırımların yanında fanatik ve terör eğilimli kuruluşlara karşı önlemler alınacak.

Siyasal İslam batı sekülerizmine entegre sorunu yaşadığı gibi batı sekülerizmini de tehdit ediyor. Bu Neonazilerden farkı olmayan fanatik siyasal İslamcılar sekülerleri öldürüyor, Neonazilerde yabancıları öldürüyor. Siyasal İslamcı fanatikler neonazizmin yükselmesine vesile teşkil ediyorlar.

Siyasal İslamcı fanatikler ortaçağ paradigmasının dışına çıkamıyorlar, ifade ve eleştiri özgürlüğünü kabul edemiyorlar. Siyasal İslamcılar ortaçağ paradigmasından kurtulamamışlar ve de adaleti ve özgürlüğü ortaçağ kafası ile değerlendiriyorlar. Benim kutsalıma söz söyleme diyorlar; oysa sizin kutsalınız bir başkasının kutsalı olmayabilir. Farlı farklı inançlar, dinler olduğuna göre kutsallıklarda farklı farklıdır. “Senin dinin sana benim dinim bana” demek en doğru olanıdır. Birileri beni eleştirdi diye onu öldürmek neyi çözer? “Bak işte Müslümanlar böyleler”! dışında. Modernliği hakaret olarak algılayan bu marjinal fanatikler İslam toplumlarına zarar verdiklerinin farkında değiller, seküler ve laik toplumları rahatsız ettikleri gibi ırkçılığı körüklediklerinin farkında değiller.

Batı toplumlarının bazı sembolleri eleştirmesi batı toplumlarını rahatsız etmiyor ve Tanrı eleştirisi dahi düşünce özgürlüğü alanına giriyor. Türkiye’de RTE’yi eleştiren mahpusa konuluyor ama batı dünyasında eleştirmek serbest. Batı dünyası kendi Tanrılarını ve bütün tanrıları eleştirebiliyor ama siyasal İslam fanatikleri çağdaşlığı, modernizmi, ifade özgürlüğünü bir patoloji olarak görüyorlar ve de tahammülleri yok.

Türkiye gibi devletler ellerinden geldiğince entegrasyonu engelliyorlar ve kendi çıkarları açısından bakıyorlar.

Exit mobile version