Site icon Rojnameya Newroz

Utanmazlık üzerine: Eşeğe ters bindirme!

Bülent Tekin yazdı

Bülent Tekin / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Bu yıl 661’incisi düzenlenen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde başpehlivan olan (26 yaşındaki) Cengizhan Şimşek’in, final güreşinde altın kemeri getiren “supleks” adlı oyunun antrenmanları sırasında eşekle çalıştığı ortaya çıktı. İnternete düşen görüntülerde Cengizhan Şimşek’in bir eşekle çalıştığı, sonrasında eşeği karın bölgesinden tutup supleks hareketini yaptığı görülüyor. Birçok mücadeleyi supleks oyunuyla kazanan Şikşek, meğerse çevresinde “supleks adam” olarak tanınıyormuş. (1) Eşekle yapılan bu antrenman yıllar önce eşekle yapılan bir cezalandırma uygulamasını anlatan bir yazımı hatırlattı. Aslında yazdığım o yazı daha çok utanmazlık üzerineydi.

Evet, bir zamanlar utanmazlık konusunda bir yazı yazmıştım. Özellikle devlet olanaklarını kullanan sistem insanları (yöneticileri) ve ilişkide bulundukları hakkındaydı. Bugünlerde nereden geldiyse aklıma geldi. O zamanlar Gırgır Dergisi’nde yazıyordum. Bir ceza usulünü (yöntemini) anlatma ihtiyacı duymuştum. Aklımda kaldığıyla anlattığım ceza uygulaması şöyleydi: Eskiden eşeğe ters bindirme cezası vardı. Hırsızlık ya da yolsuzluk yapanlar eşeğe ters bindirilir ve hatta yüzleri siyaha da boyanırdı. Derler ki valiler (o dönemin yöneticileri) hırsızlık, talan, soygun, yolsuzluk gibi suçlara bulaşanları -buna şehir meclisinin seçkin üyeleri de dâhil- yüzlerini siyaha boyatıp, eşeğe ters bindirerek şehirde dolaştırırdı. Böylece rezil rüsva edilen seçkin insan sokağa çıkamaz ve meslek hayatı biterdi. AB’ye girmeye çalıştığımız bu yıllarda modern hukukla filan uğraşacağımıza bu tip hukukları bulup getirmek bize daha çok yakışır(dı)! Biz ne anlarız ayıp, günah, haram, insan hakları, adalet, hak, hukuktan? Bizi eşeğe ters bindirip gezdirin, belki de kendimizi -nostaljik(!)- bir turistik gezide sanırız, değil mi ya(!)

Gırgır Dergisi Genel Koordinatörümüz Rıdvan, “Abi, nedir bu eşeğe ters bindirme hikâyesi?” diye sormuştu. “Ne yapacaksın Rıdvan?” demiştim. “Belki Gırgır’da hikâye ederiz!” diye yanıtlamıştı. Dinle demiştim o halde: “Eskiden Musul’da devlet kaynaklı bir yolsuzluk çetesi oluştu. Çetenin lideri -şehir meclisinin üyesi de olan- Hacı Ahmet adında biridir. Bu ekâbire babası daha önce sabun sattığı için Sabuncu Paşa -demek paşa da yapılmış!- derlerdi. Tüm komşularının topraklarını istediği fiyata satmalarını zorlayarak da büyük bir mülk sahibi olmuştu. Zaten toprağını satmayanları bir yolunu bularak (yargıçlara bahşiş vererek) hapishaneye attırmayı becermişti. Bu kodamanın hayatının -tıpkı bizim zenginlerimiz, siyasetçilerimiz gibi- inişli çıkışlı dönemleri olmuştu. Halkın parasını cebine atmayı düşünen vali -kendisine ayırmayı düşündüğü- bazı fonlara Sabuncu Paşa’nın el koyduğunu fark edince deli divaneye döndü. Bu şöhretli meclis üyesi eşeğe ters bindirildi -üstelik yüzü de siyaha boyandı- ve şehirde dolaştırıldı. Vali öyle çok kızmıştı ki -çünkü paracıkları tırtıklanmıştı- Sabuncu Paşa’ya kallavi bir darbe daha vurdu. Şehir turundan sonra (Sen benle dalga geç Rıdvan!) Paşa geceyi geçirmek üzere (Sakın benden beş yıldızlı otel bekleme Rıdvan!) Hükümet Sarayı’nın lağım çukuruna konuldu. Böylesi bir ceza en kral adamın mesleğini, geleceğini bitirirdi ama Sabuncu’nun bazı alışılmadık yetenekleri vardı ve çok geçmeden hile-rüşvet onu yeniden bir numara yaptı.” 

Anlayacağınız gibi sorun bugünlerde de aynı şekilde hiç suçlanmadan belki gündeme gelmiyor. Usulsüz ve haksız kazancın (zenginleşme) belirli insanlar için geçerliliği devam ediyor.

Siyasi gücü arkasına alıp haksız zenginleşen ve devasa büyüyen kişiler ve şirketler bu paraları halkın vergilerinden aldıklarını bilmemiş olamazlar. Muhalefetin beşli meşli vb. ile ilgili söyledikleri mesela. Türkiye’deki “kurnaz adam” düzeni hukuk uygulamaları, anayasa-yasa düzenlemeleri kamunun parasını, malını devlet desteğiyle ele geçirenlere hesap soramamıştır. Bu yolsuzluk, hırsızlık, kayırmacılık serbestîsi ırkçılık, dincilik bağlamlarında da sorgulanmamıştır. Eşeğe ters bindirmeler olmadığı gibi, hırsızlar, faşistler ve zorbalar garibanları (ezilenleri) eşeğe ters bindirmeye çalışmışlardır. Rezil edilenler garip yoksullar ve kimsesizlerdir. Hafızanızı bir yoklayın; herhangi bir bey, şef, lider hiç eşeğe ters bindirildi mi? 

Ve yazımıza bahsettiğim yazımın son (ironi) sözüyle bitirmek isterim. Mizah ustası Aziz Nesin’den esinlenmeyle (veya uyarlamayla) bir cümle de biz diyelim: Ey yavrucuklar! Eşeğe ters bindirmede muhtaç olduğun kudret ırkçı, dinci, faşist, kurnaz kafanda mevcuttur(!)

(1) https://aksam.com.tr/spor/cengizhan-simsek-baspehlivanlik-hamlesini-esek-uzerinde-denemis/haber-1285187

Siyasi Haber

Exit mobile version