DESTPÊKSIYASETHrant’ı anarken bir katili protesto etmek 

Hrant’ı anarken bir katili protesto etmek 

Enver Şen’in kaleme aldığı makalede, Hrant Dink’in katledilişinin 19. yılında Berlin’de yapılacak anma ve Colani protestosu birlikte ele alınıyor.

Sevgili Hrant’ın katledilişinin 19. yılı, 19 Ocak 2026. Ocak ayı komünistler, sosyalistler ve demokratlar için acı dolu bir ay. 05.01.1980’de Berlin’de Türkiye ordusu ve NATO ülkede askerî darbeye hazırlanıyor bildirisini dağıtan TKP üyesi Celalettin Kesim öldürüldü. Sonraki yıllarda MİT, bunun 2. Dünya Savaşı’ndan sonra yurt dışında yapılan ilk eylem olduğunu itiraf etti. 15 Ocak 1919’da Berlin’de Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht, SPD emniyet müdürünce öldürüldü. Bu yılki anma ve protesto yürüyüşüne 10 binin üzerinde insan katıldı. 28 Ocak 1921’de TKP kurucuları Mustafa Suphi ve yoldaşları Kemalistlerce öldürüldüler. 

Hrant, 19 Ocak 2026’da Berlin’de dostları tarafından anılacak. Aynı gün, Hrant’ın anılmasından önce, ABD’nin zamanında başına 10 milyon dolar ödül koyduğu ancak şimdilerde Washington’dan Berlin’e kadar tüm Batı başkentlerinde kırmızı halıyla karşılanan El Kaide/HTŞ yöneticisi Colani’yi protesto etmek için on binlerin bir araya gelmesi bekleniyor. Trump, Erdoğan, Macron ve Merz gibileri Colani’den demokrat yaratma yarışındalar. Bu durum, yukarıda ismi geçen liderlerin kendi demokratlıkları hakkında bize yeterince bilgi veriyor. Almanya ve diğer birçok Avrupa ülkesinde yükselen protestolar, bu katilin şimdilik Almanya’ya gelmesini engelledi. Bu, demokrasi yanlıları için büyük bir başarı. Kürtlerin ve diğer tüm muhalif Suriyelilerin çığlıklarına cevap veren herkese teşekkür etmeyi bir görev olarak görmeliyiz. Dayanışmanın böyle bir gücü var. Yaşasın uluslararası dayanışma. 

Şam memurları, Türkiye’nin hazırlığı ve idaresi ile 6 Ocak günü Halep’teki iki Kürt mahallesi Şeyh Maksud ve Eşrefiye’ye 40.000’in üzerinde çete üyesiyle katliamı başlattılar. Türk Dışişleri Bakanı Fidan, “bunu yapmak zorundaydık” diyerek itirafta bulundu. Arkasından hükümet ve Cumhur İttifakı yöneticileri asıl niyetlerini peş peşe açıkladılar. En başta “terörsüz Türkiye” sürecini başlatmakla övünen ve övülen Bahçeli olmak üzere: “SDG/YPG altındaki tüm birimler geri dönmemek üzere feshedilmelidir. SDG’nin özerklik veya federasyon ısrarı sosyolojik gerçeklikle çelişmektedir. SDG terör örgütüdür, Suriye Kürtlerini temsil etmemektedir. Ya da Irak’takine benzer bir federasyon peşinde koşma hayalinden vazgeçmelidir. Şara’nın kararnamesi düşüncelerimize ve önerilerimize uygun bir içeriğe sahiptir.” Örnekleri çoğaltabiliriz ancak fazla bir şey getirmeyecek. Colani’nin kararnamesi elbette Bahçeli’nin düşüncesine uygundur. Büyük ihtimalle Ankara’nın imalatıdır. Kararname, söylenmeye çalışıldığı gibi demokratik bir yapı önermiyor; tam tersine tüm etnik ve inançsal unsurların kendilerini özerk olarak yönetmelerinin inkârıdır. Tek çatı, tek ordu, tek merkez; tamamıyla Türk hükümeti ve Cumhur İttifakı’nın — ya da devlet aklı denen olgunun — Kuzey Kürdistan’da istedikleriyle oldukça uyumludur. Ayrıca BM üyesi bir ülkenin iç işlerine direkt müdahaledir. Devletin sürekli geciktirmeleri, her defasında yeni şeyler öne sürmesi bilinçli ayak sürmesinden başka bir şey değil. 

Saldırıların Paris Anlaşması’ndan hemen sonra başlaması yeni bir uluslararası komployu da akıllara getirmiyor değil. Anlaşılan o ki Türkiye’nin arkasına sığınacağı olgular var. Bundan sonra Kürtler için SDG güçlerinin Rakka (Raqqa) veya Deyr ez Zor (Deir ez Zor)’dan çekilmesini tartışmak yerine Efrîn, Serêkaniyê, Girê Spî, Hesekê, Kobanê’ye yönelmeliyiz. Buralar Rojava’yı tamamlayan yerleşim yerleridir. Rojava’yı Fırat’ın batısı ya da doğusu diye ayırmak yerine bir bütün olarak görmeliyiz. Batı Kürdistan’da coğrafi bütünlüğün sağlanmasının yolları olmalı. Coğrafi bütünlüğü sağlamak ancak politik yakınlaşmayla mümkündür. Onun için birkaç gün önce Hewlêr’de dünyaya yayılan o resmi daha da genişletmek gerekir. Böyle görüntüler Başûr’la Rojava’yı yakınlaştırır. Kuzey Kürdistan’da da ortaklaşma, aynı dili konuşma birincil sorun olmalı. Ayrı siyasi güçler olmayı zenginlik olarak görmeliyiz. Kürdistan, tüm Kürdistanlıların sesiyle daha güzeldir. 

GIŞTÎ