Site icon Rojnameya Newroz

OYUNLARINA YABANCILAŞAN ÇOCUK İŞÇİLER!

“Nasıl bir toplumsal yapı istiyoruz” sorusu çocukluk dönemiyle başlar. Sahip olunan üretim ilişkilerine bağlı olarak çocukluk döneminde başlayan eğitim ve uygulamalar sonucunda istenen toplum yapısına varmak mümkündür.

Ali Gökkaya / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Yurtsever Sosyalist İşçi – 12 PDF

Bu politik yönelimin kendisi çocukları giderek geleceğin olası işçileri, üreticileri haline getirmektedir. Böylece mevsimlik tarım ve sanayi işçiliği, sosyal, kültürel olarak anneden-babadan aktarılan bir durum olarak kendini yerleşik hale getirmiş olacaktır. Bu anlamda toplumsal yaşam, ekonomik gelişme ve genel kalkınma düzeyinin niteliği çocukluk döneminde başlayan eğitim ve uygulamaların izlerini taşır.

Günümüz kapitalist toplum düzeninde çok ağır şartlarda, akıl almaz uygulamalarla çalıştırılarak emeği sömürülen çocuk işçilerin içler acısı durumu her zaman için önemli toplumsal gerilimlere yol açmıştır. Bu toplumsal gerilimlerin ileri boyutlara varmaması, toplumun birikmiş gazını alma adına kimi zaman adımlar da atılmıştır. Bu ikiyüzlü davranışların öncüsü de çocuk işçiliğini ileri boyutta kullanmış olan kapitalist ülkelerin olması şaşırtıcı değildir.

Örneğin; çocuk işçileri ücretsiz işçi ya da ucuz işgücü olarak en çok sömüren kesimlerin başında İngiltere ile ABD gelmektedir. 16. yy’da Amerika’da köle ticareti döneminde, 18-19. yy’da İngiltere’de Sanayi Devrimi döneminde çocuk işçiler akıl almaz şartlarda çalıştırılmıştır. Çalışma saatlerinin 15-16 saati bulduğu bu üretim alanlarında istihdam edilen çocukların yaşları 6 yaşına kadar indirilmiştir.

İlk olarak, ağır şartlar altında çalıştırılan çocuk işçiliğinin çalışma yaşamını iyileştirme adımı da 1802 yılında İngiltere tarafından atılmıştır. Ancak 20. yy’a gelene kadar iyileştirme adına atılan kısmi adımlara rağmen emperyalist-kapitalist kesimler tarafından çocuk işçiliği kullanımı hız kesmeden devam etmiştir.

Çünkü atılan adımların çoğuna “uygar” batı devletlerinin ve oluşumuna öncülük ettiği kuruluşlar tarafından öncülük edilmesine rağmen Avrupa’nın gelişmiş ülkelerin çoğunda çocuk işçiliği ile ilgili kayıtlı istatistik ve resmi veriler mevcut değildir.  Oysa tarım, aile işçiliği, insan kaçakçılığı, seks işçiliği yönünde çocuk işçiliğinin Avrupa ülkelerinde önemli oranda olduğu da belirtilmektedir.

Tüm dünyada çocuk işçiliği arasında tarım, çocuk işçilerin en fazla olduğu alan olarak görülmekte. Giyimden tükettiğimiz gıdaya kadar, satın aldığımız her tarımsal üründe insan onuruna yakışmayan koşullarda çalıştırılan çocukların emeği olduğunu bilmek önemli bir farkındalıktır.

Çünkü farkında olmak, çocuk işçiliği ile mücadelenin ilk adımı. Kader olarak bakılmaması gereken mevsimlik tarım işçiliği nesilden nesile geçerek yoksul ailelerinin çoğunun temel geçim kaynağı haline gelmiş ve mutlak anlamda çözümler oluşturulması gereken kronikleşmiş bir sorun olarak varlığını devam ettirmektedir.

Çocuk tarım işçiliği aşağıdaki başlıklar halinde sınıflandırılmaktadır;

à Sürekli yaşadığı bölgede/yörede mevsimlik mahalli tarım işçisi olarak çalışan çocuklar

à Mevsimlik tarım göçüne aileleriyle birlikte katılan ve mevsimlik gezici tarım işçisi olarak çalışan çocuklar

à Mevsimlik tarım göçüne aileleriyle birlikte katılan ve ev/çadır içi işlerde çalışan çocuklar

àMevsimlik tarım göçüne aileleriyle katılan ancak çalışmayan çocuklar

à Ailesi mevsimlik tarım göçüne katılan ancak kendisi bu sürece katılmayıp ailenin sürekli yaşadığı yerde kalan çocuklar.

Ağırlıklı olarak Diyarbakır, Urfa, Adıyaman yoksulluk ve işsizliğin yoğun olduğu illerde aileleriyle birlikte gezici tarım işçiliği için Türkiye’nin değişik bölgelerinde çapa, hasat gibi işlerde yoğun olarak çalışan çocuklar birçok olumsuzlukla yüzyüzedirler. ILO’nun 182 sayılı sözleşmelerine göre çalışma çağında olmayan ve söz konusu işlerde çalışması arzu edilmeyen çocuklar 4 ile 7 ayı bulan çalışma süresi boyunca eğitimden, sağlıktan, temiz suya erişimden yoksun çalışmaktalar.

Tüm bunlarla birlikte yapılan hak ihlallerinde hak aramayı çocuğun kendi anadilinde yapmasının engellenmesi, bu durumun özellikle Türkiye’nin batı ve kuzeyinde ırkçı saldırılara uğramalarıyla birlikte ele alındığında mevsimlik tarım çocuk işçilerinde ciddi kırılganlığa yol açmaktadır.

Çocuk işçiliğinin azaltılmasına yönelik artan çabalara rağmen sanayi ve tarım başta olmak üzere birçok alanda çalıştırılan çocuk işçiliği henüz ortadan kaldırılamamıştır. Çocuk emeği de dahil bütün çalışanların emeğinin acımasızca sömürülmesinin ve istismarının ana nedeni sadece yoksullukla açıklanamaz. Bu yoksulluğu yaratan açgözlü kapitalist sömürü sisteminin kendisidir. Kapitalizm varlığını sürdürdüğü müddetçe çocuk emeğinin istismar döngüsü de devam edecektir. Gelişim ve oyun yaşındaki çocukların 18 yaşına kadar çalışma hayatının her alanında çalıştırılması, emeğinin sömürülmesi kesinlikle yasaklanmalıdır. Ancak emek sömürüsü üzerinden haksız kazanç sistemini sürdüren kapitalist şartlarda bunun hemen mümkün olamayacağı açıktır. Bu anlamda; oyunlarının neler olduğunu bilmeden, oynayamadan büyüyen çocuk işçiliğini ortadan kaldırmak temel hedefiyle, kısa vadede ise çalışan çocukların korunması, çalışma şartlarının iyileştirilmesi, eğitimlerine kesintisiz devam edebilmesi, bedensel gelişimlerine engel olan tehlikeli işlerden korunmasına yönelik faaliyetler de asıl hedefimiz olmalıdır.

Tüm
sayıların PDF formatı için aşağıdaki bağlantılara tıklayın

Sayı-1

Sayı-2

Sayı-3

Sayı-4

Sayı-5

Sayı-6

Sayı-7

Sayı-8

Sayı-9

Sayı-10

Sayı-11

Sayı-12

Exit mobile version