Site icon Rojnameya Newroz

7 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARI VE HDP! / SİNAN ÇİFTYÜREK    

Kesin olmayan seçim sonuçları: AKP %41, CHP %25, MHP %16.5 ve HDP %13. Bu oranlar, hemen hemen kesinleşmiş görünüyor. Bir şey daha kesinleşmiş görünüyor; AKP yaklaşık 260 civarında vekille tek başına hükümet kuramıyor.

7 Haziran seçim çalışmalarına onlarca parti katıldı ama esas 5 parti etkin propaganda geliştirdi. AKP, CHP, MHP, HDP. Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan’da ayrı bir parti gibi propaganda geliştirdi; fakat AKP’ye oy istedi. Peki, bu sonuçlar beklenen sonuçlar mıydı?

Öncelikle; seçimler değerlendirilirken %85’e yaklaşan katılımın oldukça yüksek olduğunu belirtelim. Batı ülkelerinde yer yer % 50’lerin bile altına düşen seçime katılım oranının 7 Haziran’da %85’lere çıkması halklarda seçime ve dolayısıyla çözüm adresi olarak parlamenter sisteme ilginin halen yüksek olduğunun göstergesidir. Ayrıca bu Kürtlerin ve de sosyalistlerin sevineceği bir gösterge de değil

İkincisi; AKP’nin attığı bumerangın dönüp kendisini vurduğunu belirtelim. HDP’ye dönük onca saldırı ve provokasyon ters teperek kendisine döndü. Erdoğan’ın başkanlık/diktatörlük ısrarı geniş, farklı hatta karşıt kesim ve sınıfları HDP’ye yönlendirdi. Böylece 7 Haziran seçimlerinde en çok merak edilen iki şey netleşti: Erdoğan ve partisi AKP, Başkanlık sistemini kurmaya yetecek kadar oy ve vekil çıkaramadı ve bununla bağlantılı olarak HDP barajı geçti.

AKP, oy kaybetti ama yine açık ara birinci parti fakat Kürdistan genelinde AKP’nin ciddi oy kaybetmesi olumlu bir gelişme olarak kaydedilmeli. Denilebilir ki esas kaybeden Davutoğlu değil Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu. Erdoğan bir kez daha kendini meydanlara atarak Türkiye’yi kent kent dolaşmasına rağmen başkanlık sistemi için hedeflediği desteği alamadı. CHP oyunu korurken, MHP ve HDP oyunu ciddi artıran iki parti oldu. Bu sonuçlarla görünürde koalisyon veya erken seçim var demektir. AKP’nin oy kaybetmesi iyi; fakat MHP’nin yükselişi hayra alamet değil. Muhtemel bir AKP ile MHP koalisyonu veya dışardan destekle AKP azınlık hükümeti demek, çözüme ciddi darbe vurur. Yine mevcut sonuçlar dikkate alındığında AKP’nin HDP ile hükümet kurmayı göze alması hele bir de ufukta bir erken seçim ihtimali varsa pek olası gözükmüyor.

Üçüncüsü; HDP, barajı rahat geçti. Aşağıda özetleyeceğimiz geniş iç ve dış destekle geçmesi de gerekiyordu. Denilebilir ki bunca destekle, HDP bu kez de barajı geçmeseydi ne zaman geçecekti ki?

*Öncelikle Kürt halkı büyük destek verdi. Gerek Kürdistan kentlerinde gerekse metropollerde Kürt halkı önceki seçimlere oranla daha geniş destek sundu. HDP’nin Kuzey Kürdistan’ın iç kentlerinin yanı sıra Kürt sınır kentlerinde de eskiye oranla daha büyük destek aldığı görüldü.

*Gerek HDP, HDK bileşenleri gerekse bu yapıların dışında yer alan Türkiye sosyalist, ilerici, demokratik hareketi de, AKP/Erdoğan karşıtlığı üzerinden HDP’yi bu kez büyük oranda destekledi. Kürdistanlı Kızılbaşlar ağırlıklı olmak üzere Alevi toplumunda da geçmişe oranla ciddi destek geldiğini ekleyelim.

*CNN, Kanal D gibi Doğan Medya grubu da, benzer gerekçelerle HDP’nin barajı geçmesini destekleyen bir yayın politikası izledi.

*Kemalist Cumhuriyet Gazetesi, yanı sıra liberal, demokrat hatta muhafazakâr yazar ve aydınlar bile benzer gerekçelerle HDP’yi işaret ettiler. Örneğin:

“Tek çare HDP” Şahin Alpay, “HDP’nin tanımladığı ‘Yeni Yaşam’ ve ‘Yeni Sol’ Ferhat Kentel, “AKP’nin tek rakibi HDP” Ergün Babahan, “HDP bütün oyun planlarını bozdu” Kadri Gürsel, “Demokrasimizin güvencesi: Kürtler” Baskın Oran, “Çocuklarım için oyum HDP’ye!” Ergün Babahan,  “T.C (70 yıldır yok saydığı) Kürtlere mi emanet şimdi!” Celal Başlangıç, “Karanlıktan önceki son çıkış: HDP” Oya Baydar, “Oyum gene HDP’ye” Murat Belge, “Oyum HDP’ye, Erdoğan’a hayır demek için” Hasan Cemal, CHP’nin geçmiş lideri Hikmet Çetin bile “HDP barajı geçmeli.. Yoksa 90 vekil AKP’ye gider” diyecekti.

Kısacası sol, liberal ve muhafazakâr yelpazedeki köşe yazarı ve aydınlar HDP’yi destekleyen yazılar yazdılar, açıklamalar yaptılar.

*Yıllarca yayın politikasını Kürt halkı ve siyasetinin karşıtlığı üzerinden kuran Cemaat bile Erdoğan/AKP karşıtlığı temelinde özellikle de Erdoğan’ın başkanlığını engellemek amacıyla seçimlerde HDP’yi destekleyen açık sinyaller verdi. Cemaatin basın alanındaki ağır topu Zaman gazetesinin birçok yazarı HDP’yi destekleyen yazılar yazdılar, çağrılar çıkarttılar.

Kısacası, “HDP barajı aşamazsa Erdoğan başkanlık getirerek diktatörlük kuracak” korkusuyla davranan geniş kesimin desteğini aldı HDP. Erdoğan “diktatörlük kuracak” baskısı geniş kesimde “bu kez HDP’ye vereceğim” tavrını geliştirdi.

*Destek listesine Kürt/Kürdistani politikalardan kalkış yaparak HDP’yi destekleyen  “Kürdistani Seçim İttifakını” da ekleyelim.

*AKP hükümetinin, izlediği bölge ve İslami ülkelere dönük siyaseti nedeniyle, ABD ve AB patronu ülkelerin AKP’ye özelde de Erdoğan’a karşı giderek mesafeli bir tutum almaları da seçimlerde HDP’ye dolaylı destek olarak yansıdı. Bu dolaylı desteği The Ekonomist ve New York Times başta olmak üzere Batının etkili yayınları HDP’ye desteği beyan ettiler.

The Ekonomist dergisi desteğinin, “HDP’nin siyasi programıyla hiç alakası yok. Dergiye göre Cumhurbaşkanı ve eski Başbakan Erdoğan daha önce Türkiye’de ve dışarıda birçokları tarafından alkışlanan eski başarılarını heba etmiş durumda. Ekonomik büyüme keskin bir düşüş içinde, Türk Lirası değer kaybediyor ve Kürt barış süreci yerinde sayıyor. Bütün bunların ötesinde, Erdoğan giderek daha hoşgörüsüz, milliyetçi, Batı karşıtı ve otokratik hale geliyorDerginin editörlerine göre, bu arzu edilmeyen gelişmeyi durdurmanın en iyi yolu HDP’nin yüzde 10’luk seçim barajını aşması olacak” deniliyor ve “Türkler oylarını HDP’ye vermelidir” çağrısı yapılıyordu.

Batı basınının HDP’ye destek tutumu ismini verdiğimiz iki gazeteyle sınırlı değil, benzer değerlendirme ve çağrıların genelde Batı basınından geldiği biliniyor. Örneğin:

Finansal Times “Erdoğan’ın daha fazla güç elde etmesi feci olur” derken;  Guardian, Bir parodiyle yanıt verdiği Erdoğan’a ‘altın klozeti olmayan’ adam diye alaya alır; New York Times ise yine Erdoğan’a “Hangi liderin Beyaz Saray’ın 30 katı büyüklüğünde, 1150 odalı sarayı var” diyerek eleştirecekti.

Bunlara 13 yıllık iktidarda olmanın getirdiği yıpranma ve yorgunluk ile yapılan rüşvet ve yolsuzluğun AKP kitle desteği üzerinde yarattığı dalga kıran etkisini de eklediğimizde beklenen, AKP’nin daha fazla güç kaybetmesiydi. Bu olmadıysa yıllarca iktidar nimetlerinden dışlanan siyasal İslam’ın yani AKP’nin çekirdek oyunun ve sosyal yardımlarla bağlanan kitlenin AKP etrafında kenetlenmiş olmasıdır.

HDP’nin “Demokratik Türkiye” Propagandası

AKP, CHP, MHP ve HDP’nin seçim propaganda stratejileri irdelendiğinde şunu görürüz:

AKP propagandasında, “hep birlikte yeni Türkiye” veya “onlar konuşur AKP yapar” diyerek yaptığı icraatları esas aldı. AKP’deki geniş koalisyonu tutmak istese de esas İslami kemik oyları konsolide etme çabasında oldu ve bunu başardı da.

CHP propagandasında, Kemalizm’den kopmadan sosyal demokrasiye yöneldi. “Yaşanacak bir Türkiye” diyerek ekonomi sosyal hedefler üzerinden destek istedi; ama inandırıcı olamadı.

MHP propaganda da, Kürt karşıtlığı ve AKP’den boşalacak merkez sağa kısmen oynayarak, “bizimle yürü Türkiye” şiarını öne çıkardı. Irkçı siyaset -vatanın birliği- kısmen ekonomik vaatler üzerinden propaganda yaptı ve oyunu ciddi artırdı.

Bir diğer parti olarak Erdoğan ise “ya biz ya kaos” diyerek tüm muhalefet partilerini kent kent gezerek eleştiren bir propaganda ile AKP’ye oy istedi fakat esas kaybeden kendisi oldu.

HDP ise “demokratik Türkiye” diyerek propagandasını demokrasi üzerine kurdu. LGBTİ haklarından kadın taleplerine, işçi haklarından Kürt meselesine pek çok şeyi dillendirdi ve içeriği belli olmayan “Demokratik Özerklik”i savundu.

 

HDP’nin barajı aşmasında; genel olarak Kürdistan parçalarında yaşananların da etkisiyle Kuzey’de büyüyen uyanış: İstanbul, İzmir gibi Batı metropollerinde ağırlıkla Erdoğan/AKP karşıtlığı üzerinden gelen emanet destek oylar ve yanı sıra izlenen Türkiyelileşme siyasetinde inandırıcı adımların atılmasının da rolü büyüktür. Son olarak Türk bayrağının mitinglerde taşınmaya başlanması, Türkiyelileşme siyasetinin Batı metropollerinde test edilmesinin bir diğer adımıydı. Bunlara onca saldırı, bombalama ve provokasyonlara rağmen HDP’nin şiddet dili ve pratiğinden uzak duruşunu da eklemeliyiz.

HDP, Türkiyelileşme yöneliminde, “demokratik Türkiye” hedefiyle SYRİZA’laşmaya odaklandıkça Kürt meselesinin çözümü de tali plana bırakılacaktı. Sosyal demokrat siyaset ve parti boşluğu nedeniyle Türkiye’nin SYRİZA’sına oynayan HDP, gerek deklarasyonunda olsun gerekse seçim propagandasında olsun tipik bir Türkiye sosyal demokrat partisi benzeri bir tutumla Kürt meselesini sıradan bir mesele olarak ele aldı. Öyle ki HDP Deklarasyonunda; herkes için talepler ayrıntılı bir şekilde dile getirilirken Kürt meselesi sıradan bir demokratik talep olarak sunulur. Örneğin;

HDP Seçim Bildirgesinde, Kürdistan meselesine değinmez. Esas misyonunu Türkiye’de “radikal demokrasi”yi geliştirmek şeklinde belirleyen HDP, Kürt meselesini (Kürt halkının ulusal özgürlük taleplerini), Türkiye’nin herhangi bir siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel reform meselesi gibi ele aldı. HDP Kürt meselesinin çözümünü, Ankara’nın demokratikleşmesi meselesi olarak gördüğünden; Seçim Bildirgesinde “bu sürecin bir parçası olarak Dolmabahçe Mutabakatında açıklanan 10 maddeyi çözümün ilkesel çerçevesi olarak kabul eder” diyecekti. Dolmabahçe’de açıklanan 10 madde de zaten Türkiye için demokratikleşme paketinin ötesine geçmiyordu. Bunun böyle olacağını “HDP; Diyarbakır’da Sinn Fêin Ankara’da SYRIZA işlevini üstlenemez”  başlıklı yazımda ifade etmiştim. HDP’nin Seçim Bildirgesinde bu, net bir şekilde görülür.

HDP, 7 Haziran Seçim Bildirgesi’nde,  iç siyasetten dış siyasete Türkiye partisi olarak baktığı içindir ki; “İsrail hükümetlerinin katliamcı, işgalci politikalarına karşı duracak. Filistin’in işgaline son verilmesine ve Filistin halkının kendi siyasi geleceğini belirlemesine imkân sağlayacak bağımsız devlet kurma hakkının tanınması için gerekli desteği verecek”   derken ne bağımsızlığı pratikleştiren Güney Kürdistan’dan ne Suriye iç savaşının sona ermesinden bahsederken Rojava’ının statü kazanmasından ne de Kürdistan üzerindeki işgallerin sona ermesinden söz eder. Bu söz etmeyişte Türk sosyalist hareketinin de kısmen payı olmuştur; çünkü Türkiye sosyalistleri başından beri “Arafat’a destek, Barzani’ye köstek” siyasetini izlemiştir! Aynı bakışla HDP, Kıbrıs’taki bölünmenin sona ermesini, Ermenistan üzerindeki ambargonun kalkmasını savunur (ki savunmalıdır) ama parçalanmış Kürdistan’ın birliğinden, Kürdistan üzerindeki kuşatmadan tek kelimeyle söz etmez.

Şunu da belirtelim; HDP, Erdoğan ve AKP karşıtlığı temelinde geniş bir destek aldı ancak bu engel aşıldığında, kendini Türkiye radikal demokrasi hakareti olarak sunan HDP’nin bu haliyle hem Kürt ulusal demokratik hareketini hem de Türkiye sosyalist hareketini asıl hedefinden kopartarak bozacağı tehlikesi ciddidir. AKP aşıldığında hem Kürt ulusal meselesinde hem de Türkiye’nin sınıfsal meselelerinde asıl hedef yani rejim ve kapitalizmle yüzleşildiğinde; AKP, CHP, MHP vb. tüm burjuva partilerinin nasıl ortaklaştıkları da görülecektir.

Sonuç olarak; HDP mi merkeze çekilecek yoksa HDP ile merkez yeniden mi inşa edilecek?

Milli Görüşün temsilcileri olarak; Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Saadet Partisi ve nihayet tümünün birikimini arkalayan AKP üzerinden rejimin dışladığı ana akımlardan biri olan siyasal İslam merkeze çekilirken çevre ve merkez karşılıklı birbirini inşa etti denilebilir. Dışlanan hatta kökten inkar edilen Kürtler de HDP üzerinden rejimle uzlaştırılmaya ve merkeze çekilmeye çalışılıyor. Başarılır mı? Bölgenin ve Kürdistan’ın jeopolitiği buna izin verir mi? HDP mi merkeze çekilecek, merkez mi HDP’lileşecek? Ya da HDP’nin ne yapacağı meselesi ve özelde de “Tek çare HDP”, “Çocuklarım için oyum HDP’ye!”, “Karanlıktan önceki son çıkış: HDP”, “Demokrasimizin güvencesi: Kürtler” diyenler seçim sonrası neyle yüzleşecek? Ve önemlisi HDP’nin barajı geçerek meclise güçlü girmesi çözüm meselesini ve çözümün adresini nasıl etkileyecektir? Artık Kandil’li ve hatta Öcalan’lı bir çözüm masası yerine Meclisteki HDP’mi esas muhatap alınacak?  Bir sonraki yazı konusu!  08- 06-2015

canbegyekbun@hotmail.com

 

 

 

Exit mobile version